Gebelikte kan değerleri neden önemlidir?

Vücutta dolaşım sisteminin sorunsuz işlemesi için kan değerleri büyük bir öneme sahiptir. Vücutta kan düzeyinin yeterli olması kadar üretilen kanın kalitesi, pıhtılaşması gibi pek çok değişken bulunabilir. Bu nedenle her anne adayının gebelik öncesinde, gebelik başlangıcında, gebeliğin ortasında ve sonuna doğru kan değerleri hassasiyetle ölçülmelidir. Kansızlık (Anemi) tespit edilmesi durumunda yeterli destek ürünleri ve gıda yoluyla takviye alımı sağlanmalı ve bilgilendirmesi yapılmalıdır. Hafif kansızlık (anemi) olması durumunda bebeğin etkilenmemesi mümkün olabilirken ağır kansızlık durumunda bebekte pek çok sorun ortaya çıkabilir. Bu nedenle kan -hemoglobin değerleri takip edilmeli ve anne yeterli desteği almalıdır. Burada unutulmaması gereken nokta, ikiz gebeliği olan anne adayının çok daha fazla demir desteğine ihtiyacı olduğudur.

Gebelikte hangi kan değerlerinde değişim olur?

Gebelik sırasında her anne adayında, kan dolaşımına fazladan 3 litre sıvı eklenir. Bu durum olması gereken doğal bir sıvı toplanmasıdır. Ancak bu kadar sıvının anne kan dolaşımında olması durumunda normale göre bazı değerler sınır dışında ölçülecektir. Bu nedenle normal insana göre gebelikte bazı hastalıkların veya eksikliklerin tespiti için konulan sınırlar değişebilir. Bu bilgiye sahip olunması anne adayının stresini azaltacaktır. Hekimin yeterince bilgili olması ve hastasını aydınlatması gerekmektedir.

Örnek verecek olursak;

  • Her gebelikte kan kolesterol seviyesi normal olarak yükselir, bu anormal değildir ve tedavi gerektirmez.
  • Her gebelikte gebeliğin ilk üç ayında kan tiroid hormon ölçümü dalgalanır, bu normaldir ve tedavi gerektirmez.
  • Her gebelikte kan sulanması olması nedeni ile kansızlık tanı kriterleri değişir, hemen kansızlık var denilmez.

Gebelikte hematolojik hastalıklar (kan hastalıkları) ortaya çıkabilir mi?

Evet, gebelikte bazı kan hastalıkları ortaya çıkabilir, ITP- İdiopatik Trombositopoenik Purpura denilen hastalık alevlenebilir veya lösemi – lenfoma gelişebilir. Her hastada olası şikayetler aranmalı ve ona göre testler istenilmelidir. Her hastada trombosit sayımı yapılmalıdır. Eksikliği durumunda gereken incelemeler yapılmalıdır. Trombosit aşırı yüksekliği ise başka bir sorundur. Bu durumda da gereken ilaç tedavileri planlanmalıdır.

Gebelikte görülen kan hastalıkları nelerdir?

Gebelikte anemi (kansızlık):
  • Birinci ve 3. trimesterde 11 g/dl, 2 trimesterde ise 10.5 g/dl altındaki Hb değerleri anemi tanısını koydurur.
  • Genel olarak derin anemi preterm eylem ve gelişme geriliğine neden olabilmektedir.
Gebelikte demir eksikliği anemisi (DEA):
  • Gebelikte aneminin en sık iki nedeni vardır. Bunlar akut kan kayıpları ve demir eksikliğidir.
  • Tedavide demir replasmanı yapılır. Kan transfüzyonu hasta operasyona alınacaksa veya semptomatikse düşünülür.
  • Akut kan kaybına bağlı anemi bir diğer sık görülen gebelik anemisi nedenidir.
  • Kan kaybı hızlı olmuş ve hasta semptomatik duruma gelmiş ise kan transfüzyonu yapılır.
  • Ancak 7 g/dl üzerinde hemoglobini olan ve semptomatik olmayan hastalara demir tedavisi 7g/dl altına kan transfüzyonu yapılmalıdır.
Gebelikte pernisiyöz anemisi (megaloblastik anemi):
  • Gebelikte karşılaşılan megaloblastik anemi hemen her zaman folik asit yetmezliğine bağlı gelişir.
  • Folik asit replasmanı yapılmalıdır. Folik asit eksikliği olanlarda nöral tüp defekti riski de artmıştır.
  • Genel kabul gebelik öncesi ve ilk trimester boyunca folik asitin profilaktik dozda replasmanının yapılmasıdır.
 Gebelikte B12 eksikliği:
  • Gebelikte kan B12 seviyesi normalden düşüktür. Nedeni, taşıyıcısı olan transkobalaminin azalmasıdır. Gebelikte çok nadir eksikliği görülür, çünkü görülme çağı 4. dekadan sonradır.
  • Gebelikte parsiyel veya total mide rezeksiyonu olan vakalarda, chron ve ileal rezeksiyonu olan vakalarda görülebilir.
 Gebelikte orak hücreli anemi:
  • Sickle Hb (HbS), beta zincirindeki glutamik asidin valinle yer değiştirmesiyle oluşur. Gebelikte gelişebilecek komplikasyonlar HbS konsantrasyonuna ve neden olduğu aneminin şiddetine bağlıdır.
  • Sickle cell trait gebelik genelde iyi tolere edilir, ancak sickle cell hastalığında (homozigot) maternal mortalite %2, morbidite ise %80 civarındadır.
  • Gebelik hastalığın seyrini olumsuz etkilemektedir.
  • Annede sickle cell krizi, pyelonefrit, şiddetli anemi, pnömoni ve nörolojik bulgular gelişebilir. Kriz sırasında fetal ölüm sıktır ve IUGR riski artmıştır.
  • Bu gebelerde özellikle dikkat edilmesi gereken asemptomatik bakteriüri ve pyelonefrit tablolarıdır. Pyelonefrit gelişen hastalarda böbrekten geçen eritrositlerin yıkılımı artmakta ve hastalık şiddetlenmektedir.
  • Bu hastaların pnömokok, inflüenza aşıları yapılmalı ve folik asit desteği verilmelidir. Doğum eylemi sırasında annenin yeterli oksijenizasyonu ve hidrasyonu sağlanmalıdır.
Gebelikte alfa talasemi:
  • Anne ve baba taşıyıcı olan durumda CVS ile antenatal bebekte varlığının tanısı konulabilir.
  • Anne adayında heterozigot alfa talasemide (alfa talasemi minör) klinik bulgular daha hafiftir. Gebelik daha iyi tolere edilir.
Gebelikte beta talasemi:
  • Homozigot (Beta talasemi major = Cooley anemisi) fetuslar intrauterin dönemde bulgu vermez, doğumda sağlıklıdır. Neonatal dönemde anemi ve gelişme geriliği ortaya çıkar.
Gebelikte trombositopeniler:
  • Gebelikte trombositopeninin en sık nedeni gestasyonel ( gebeliğe bağlı ) trombositopenidir. Hastalığa sekonder ise en sık nedeni preeklampsi (gebelik zehirlemesi, HELLP) sendromudur.
Gestasyonel ( gebeliğe bağlı ) trombositopeni:
  • Trombosit sayısının 150.000 altına düşmesidir. Normalde gebelikte artan volüme ve trombosit tutulumunda artışa sekonder olarak trombosit sayısı azalır. Bu durumda gestasyonel trombositopeni diyebilmek için diğer nedenlerin ekarte edilmesi
 Gebelikte ITP- İdiopatik trombositopenik purpura:
  • Reprodüktif çağdaki kadınlarda erkeklerden daha sık görülür. Trombosit yüzey glikoproteinlerine karşı üretilen antiplatelet antikorlar vardır. IgG bağlanan trombositler dalakta makrofajlar tarafından tutulurlar ve trombositopeni gelişir. Hastalığın seyri gebelikte değişmez.
  • Ancak IgG yapısındaki antikorlar plasentayı geçerek fetal ve neonatal trombositopeniye neden olabilirler.
  • Kesin tanısı diğer nedenler ekarte edilince konur, antikor bakmanın tanıda yeri yoktur.
  • Gebenin takibi sırasında hedef maternal trombosit sayımını 000in üzerinde tutabilmektir.
  • Trombosit sayımı 30.000’in altına düşerse prednisolone tedavisine başlanır.
  • Steroide yanıt alınamayan hastalara yüksek doz IV gama globulin verilir.
  • ITP ve Doğum: Fetal trombosit sayısı maternal değerlerle ilişkili değildir. Bu nedenle günümüzde c/s sadece obstetrik nedenle önerilmektedir.
 Gebelikte Von Willebrand Hastalığı:
  • En sık görülen herediter kanama bozukluğudur. 20 farklı alt tipi vardır. Gebelik seyrinde bir değişiklik olmaz ancak bu hastaların %50sinde postpartum kanama olacaktır.

Hematoloji hastaları (Kan hastaları) gebelikte nelere dikkat etmelidir?

Kan hastalıkları çok geniş bir gruptur. İçerisinde çok farklı tanılar içerebilir. Basit bir kansızlığın yanı sıra ciddi bir lösemi gibi kan kanserine kadar pek çok grup bu başlık altında toplanmaktadır. Dolayısıyla hastanın takibinde perinatoloji ve hematoloji uzmanının ortak karar alması ve hastaya yön vermesi en doğru yaklaşım olacaktır.

Gebelikte kan ilaçları kullanılabilir mi?

Gebelikte kan ilacı kullanımı en sık başvurulan destek ilaçlarındandır. Rutin verilmemeli, anne adayında eksiklik var ise kullanılmalıdır. Diğer ilaçlar ise perinatoloji uzmanı ve hematoloji uzmanının ortak kararı ile kullanılmalıdır.

Hematoloji hastaları normal doğum mu sezaryen mi olmalı?

Burada karar vermede, anne adayının durumu, mevcut hastalığı, hematoloji uzmanının görüşü, bebek için olası risklerin aile tarafından bilinmesi, anne ve baba adayının olası riskler açısından bilgilendirilmesi sonrası güncel bilim eşliğinde düşünülerek karar verilmelidir.

 

Gebelikte pıhtılaşma bozuklukları nelerdir?

Pıhtılaşma riski gebelikte 6 kat daha fazladır. Ayak kan damarlarında pıhtılaşma genellikle doğum öncesi, akciğer embolisi ise sıklıkla lohusalıkta döneminde görülmektedir. Gebelikte pıhtılaşma sorunu yaşayan anne adaylarının %20-50’sinde genetik bir pıhtılaşma bozukluğu tespit edilmektedir. Bu nedenle pıhtılaşma hastalığı geçiren her kadında genetik olarak pıhtılaşma hastalıkları ( trombofili ) araştırılması önerilmelidir.

Genetik pıhtılaşma bozuklukları (Herediter trombofilialar ve gebelik)

 Rutin gebelikte trombofili taraması önerilmez. Ancak kendisinde veya yakın akrabalarında pıhtılaşma bozukluğu olanlarda kesinlikle önerilir. Taramalar, mümkünse, gebelik dışında ve herhangi bir kan sulandırıcı almaz iken yapılmalıdır.

  • Genetik taramada bakılabilen hastalıklar;
    • Antitrombin eksikliği
    • Protein S eksikliği
    • Faktör V Leiden Mutasyonu
    • Protrombin G20210A mutasyonu
    • Hiperthomosisteinemi (MTHFR mutasyonu)

 Bu tarzda bir hastalık saptanması durumunda gebelik ve lohusalık döneminde aspirin ve kan sulandırıcı iğne tedavisi önerilir.

 

Femera Hakkında

İstanbul Ataşehir’de konumlanan Femera Klinik olarak amacımız ihtiyaç duyduğunuz kadına dair tüm sağlık sorunlarında yanınızda olmak.

Çalışma Saatleri

Pazartesi - Cuma: 10.00 - 18.00Cumartesi: 10.00 - 15.00 Pazar: Kapalı

İletişim

Telefon: 0216 759 06 75Barbaros Mah. Ardıç Sk. Varyap Meridian Sitesi 4 Katlı Plazalar Kısmı G2 Blok K:3 D:17İletişime Geç
Frame 23
Whatsapp Destek
Sorunuz mu var? Bize yazabilirsiniz.