0216 759 06 7510.00 - 18.00
Ataşehir / İSTANBULBarbaros Mah. Ardıç Sk. Varyap Meridian Sitesi 4 Katlı Plazalar Kısmı G2 Blok K:3 D:17

Bebekten Kaynaklanan Riskler

Bebekten Kaynaklanan Riskler

bebek kalp ultrasonu

Bebek kalp tümörü: Rhabdomyom

Anne karnında bebekte kalp tümörü görülmesi

Anne karnında yapılan ultrason incelemesinde son derece nadir olarak kalp tümörü görülebilmektedir. Anne ve baba adayı için çok önemli bir haber olan kalp tümörü varlığı sonrası yapılması gereken çok sayıda test ve araştırma bulunmaktadır. Bu makalede gerçek bir vaka üzerinden rhabdomyom varlığında gebelik takibi, hastalığın seyri, tuberoz skleroz araştırması, doğum ve sonraki takip hakkında bilgi bulabileceksiniz.

Rhabdomyomun gebelik süreci

Sıklıkla gebeliğin 20-30. haftaları arasında yapılan ultrason incelemesinde bebeğin kalbinde tümör olduğu şeklinde ön tanı ile tanınır. Sonrasında perinatoloji uzmanı muayenesi istenir. Perinatoloji uzmanı muayenesi ve bebek kalp doktoru ekokardiyografik incelemesi ile rhabdomyom ön tanısı konur ve aile bilgilendirilir. Gebelik süresince nadiren kalp yetmezliği ve ritim bozukluğu olarak bebek kaybedilebilir. Bu nedenle sık aralıklarla bebek ultrason incelemesi ile takip edilmelidir.

Detaylı ultrasonda rhabdomyom görülür mü?

Bebeğin 18-23. haftaları arasında yapılan detaylı ultrason incelemesi sırasında sıklıkla görülmez. Çünkü bu tümör genelde 24. haftadan sonra gelişmektedir. Ancak bazen 20. haftada da görülebilir.

Göz atabilirsiniz. Riskli Gebelik Nedir? Riskli Gebelik Uzmanı- Perinatoloji Uzmanı kimdir?

Anne karnında bebek kalbinde tümör olduğunda neler yapılmalı?

Bu durumda aile perinatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmeli, detaylı ultrason tekrar yapılmalı, sonrasında aşağıdaki işlem ve muayeneler aileye önerilmelidir.

  1. Perinatoloji uzmanı takibi
  2. Detaylı ultrason
  3. Genetik uzmanı muayenesi
  4. Tuberoz skleroz hakkında ailenin bilgilendirilmesi
  5. Bebek kalp ultrason ( fetal ekokardiyografi ) yapılması
  6. Kordosentez veya amniyosentez seçeceğinin aileye sunulması
  7. Bebeğe anne karnında MR inceleme yapılmasının önerilmesi
  8. Bebeğin iki hafta ara ile takibe alınması
  9. Anne karnında bebek ölümü nadiren olabilen bir durum olması nedeni ile ailenin ayrıntılı bilgilendirilmesi ve tüm olasılıklara hazırlanılması.
  10. Anne, baba ve bebekte genetik araştırma yapılması
Tuberoz skleroz hakkında ayrıntılı bilgi alınmalı

Maalesef anne karnında bebek kalbinde tümör olduğunun görülmesi durumunda akla tuberoz skleroz gelmektedir. Kalpte görülen tümör varlığında bebekte yüksek oranda görülme olasılığı olan bir hastalıktır. Maalesef genetik aktarımı olan bir hastalıktır ve seyri son derece değişiktir. Bu hastalarda aşağıdaki durumlar gelişebilir;

  • Kalp ritim bozukluğu
  • Kalpte çok sayıda tümör olması
  • Yüzde burun çevresinde cilt renginde sed nodüller
  • Epilepsi ( sara ) hastalığı
  • Beyin böbrek ve karaciğerde tuberoz yapıları
  • Böbrek yetmezliği
  • Değişik seviyede zeka geriliği
  • Ciltte beyaz lekeler veya burun kenarlarında nodüller
Anne karnında tuberoz skleroz tespit edilir mi?

Evet, tespit edilebilir. Bebekten alınacak olan kan örneği ( kordosentez ) veya bebeğin bulunduğu ortamdan alınan sıvı örneği ( amniyosentez )ile bu hastalığın bebekte var olup olmadığı kesinlikle öğrenilebilir. Aileye kesin bir sonuç verilebilir.

Kalpte tümörü olan bebek normal doğar mı?

Kalpte çok sayıda tümörü olan bebeklerde doğum sırasında ritim bozukluğu veya kalp yetmezliği gelişebilir. Bu nedenle sezaryen ile doğmaları ve doğum sonrası yenidoğan uzmanı ve bebek kalp uzmanı tarafından vakit geçirilmeden muayene edilmelidir. Doğum sonrası bebeklerde kalp ritim bozukluğu ve epilepsi ( sara ) nöbeti geçirme oranı yüksektir.

Doğum sonrası rhabdomyom ne olacak?

Doğum sonrası kalpte olan tümörler hızla geriler ve genelde kaybolurlar. Çok nadiren ameliyat gerekli olur. Eğer tuberoz skleroz birlikteliği yok ise bebeğin sonraki hayatında ek herhangi bir risk olma olasılığı son derece düşüktür.

Rhabdomyom’dan sonraki gebelik nasıl olmalı?

Eğer tuberoz skleroz tespit edilen ve kalbinde tümör ile doğan bebeği olan bir aile ile karşı karşıyaysak, öncelikle genetik uzmanı tarafında aile değerlendirilmeli.

  • Anne ve babada genetik eğilimi oluşturacak bozukluk veya akraba evliliği tespit edilmesi durumunda sonraki gebelikte erken haftalarda koryon villus örneklemesi veya amniyosentez ile kesin tanının erken gebelik haftalarında konulması ve aileye terminasyon seçeceğinin sunulması.
  • Bir diğer seçenek ise bu aileye tüp bebek yöntemi ile gebelik elde edilmesi ve bebeğin transferi öncesi genetik araştırma yapılarak hastalığı taşıyıp taşımadığının tespiti sonrası transfer yapılmasıdır.
ikiz gebelik, cogul gebelik,

Çoğul Gebelikler

Çoğul gebelik nedir?

Normalde insan rahmi, hayvanlar aleminden farklı olarak iki ayrı tüpten oluşmaz. Kadında bu tüpler birleşiktir, bu nedenle tek bir rahim vardır. Bu tek rahime belirli sayıda bebek sığmaktadır.

Tekil gebeliğe hazır olan rahime iki, üç ve daha çok bebek yerleşebilmektedir. Bu durumlardan en sık görülen ikiz gebeliktir.

Çoğul gebelik çeşitleri nelerdir?

İkiz gebeliklerin en sık görülen tipi çift yumurta ikizliğidir( %80). Ancak tek yumurta ikizliği de gelişebilmektedir.

Yapısı ve durumu gereği son derece özel takip gerektiren durumlardır. İkiz gebeliklerde plasenta yani bebek eşlerinin birbirinden ayrı olması, bebeklerin ayrı keselerde bulunması nispeten iyi bir durumdur.

Ancak tek yumurta ikizliği ile başlayan süreçte, bebeklerin eşleri tek olabilir ( monokoryonik ) veya tek kese içerisinde bebekler bulunabilirler (monoamniyotik) veya birbirine yapışık bebekler olabilirler.

İkiz gebelikler riskli gebelik sınıfına girmektedir. Ancak tek yumurta ikizleri yapısı gereği çok daha riskli bir sınıfta bulunmaktadır.

Tek yumurta ikizleri nedir? Nasıl oluşur?

Tek yumurta ikizliği ( monozigotik ) olan gebelikler, normal oluşan bir bebeğin, gebeliğin belirli günlerinde bilinmeyen bir neden ile bölünmesidir. Bebeğin bölünmesi sonucunda genetik olarak birbirinin aynı bebekler gelişebilir.

Bölünmenin olduğu güne göre ise farklı tipte gebelikler gelişecektir.

Bunlar;

  • İki ayrı kese, iki ayrı plasenta ( diamniyotik dikoryonik )
  • İki ayrı kese, tek plasenta ( diamniyotik, monokoryonik )
  • Tek kese, tek plasenta ( monoamniyotik, monokoryonik )
  • Yapışık ikizlik ( siyam ikizleri, monoamniyotik monokoryonik )
Çift yumurta ikizleri nedir? Nasıl oluşur?

İnsan vücudunda bazı durumların varlığında bir siklusta iki farklı yumurtlama olabilir ve iki ayrı kardeş, bazen aynı anda anne rahmini paylaşırlar.

Bu durumda her zaman iki ayrı kese, iki ayrı bebek eşi gelişir ( diamniyotik dikoryonik gebelik ). Cinsiyetler aynı olabilir veya farklı olabilir. Cinsiyetlerin aynı olması tek yumurta ikizliğini göstermez. Tıpkı bebek eşlerinin ayrı olmasının çift yumurta ikizliğini göstermediği gibi.

İkizlerin gebelik takipleri kim tarafından yapılmalıdır? İkiz gebelik riskli gebelik midir? Neden?

Çoğul gebelikler yapısı ve doğası gereği gebeliğin tüm risklerini iki katı fazla barındıran durumlardır. Bu nedenle riskli gebelik sınıfına girerler ve bu şekilde perinatoloji uzmanlarınca takip edilmektedir. İster tek yumurta ister çift yumurta olsun, en büyük riskleri erken doğum riskidir. Ancak özellikle tek yumurta ikizlerinin sahip olduğu özel riskler vardır.

Bunlar;

  • İkizden ikize kan nakli
  • Bir ikizin kalbinin olmaması
  • İkizlerden birisinin gelişme geriliği olması
  • İkizlerin birinin kalbinin durması
  • İkizlerden birisinin düşmesi
  • İkizlerden birinde anomali olması
  • İkizlerden birisinin suyunun azalması
  • İkizlerden birisinin down sendromu olması’dur.

Bu durumlar daha da artırılabilir. Bu nedenle ikiz gebelikler riskli gebeliklerdir.

İkizlerin doğumu kaçıncı haftada olur? İkiz bebekler normal doğabilir mi?

İkiz gebeliklerin normal gebelikte olan 40 haftası, 38. haftadır. Ancak ikiz gebeliğin tipine göre doğum haftaları giderek daha erken haftalara iner. Zaten sıklıkla erken doğum meydana geldiği unutulmamalıdır. Özellikle tek kesede iki bebek olması durumunda ise gereken önleyici tedavi planlaması sonrası  33-34 haftada gebelik sezaryen ile sonlandırılmalıdır.

kısa gobek kordonu, uzun gobek kordonu, gobek kordonu, istanbul en iyi kadın dogum uzmanı, atasehir perinatolog

Göbek Kordonu Sorunları

Göbek kordonu nedir? Göbek kordonu ne işe yarar?

Göbek kordonu denilen yapı anne karnındaki fetüsün gelişebilmesinin ve beslenmesinin olmazsa olmazıdır. Gebe kalındıktan sonra plasenta ve göbek kordonundan oluşan destek sistemi aracılığıyla fetüs yani bebek gereken oksijeni ve besini kordondan alarak sağlıklı bir şekilde gelişimini ve büyümesini sürdürür. Doğum öncesi süreçte rutin şekilde yapılan gebelik takiplerinde ultrason görüntülemeleriyle kordonun varlığı görülür. Ancak bu görüntülemeler kordonun uzunluğu hakkında bilgi vermez. Kordon uzunluğu genellikle ve ortalama olarak 50-60 santim uzunluğunda olmaktadır. Bazı durumlarda bu mesafe kısalabilir ya da uzayabilir. Her durumda bebeğimiz için farklı riskleri beraberinde getirebilmektedir.

Kısa göbek kordonu nedir? 

Bebeğin göbek kordonu 30 santimin altında olduğu durumlar tıbbi olarak “kısa kordon” olarak adlandırılır. Kısa kordonu olan bebeklerin doğumu sırasında kalp atışlarında düşüklük yaşanabilir. Çünkü bebek doğmak isteyecektir, plasenta dediğimiz bebeğin eşi de rahmin tam tepesinde bulunuyorsa 30 santimlik mesafeyi aşıldığı an bebeğin kalp atışları etkilenmeye ve azalmaya başlar. Burada belirleyici olan plasentanın konumudur. Plasenta rahmin tepesine değil de aşağısına yerleşmişse bebek doğarken 30 santimi aşmaz ve doğumda bebeğin kalp atışları etkilenmez. Dikkatle takip edilmesi ve gerekiyorsa acil sezaryene başvurulması gereken bir durumdur. Ancak kısa kordon bebek için bir sorun olabileceği gibi anne için de ciddi sorun olabilmektedir. Kısa kordondan dolayı “uterin inversiyon” yani rahmin içinin dışına çıkma riski yaşanabilir. Son derece nadir ve tehlikeli sonuçları olabilir. Anne rahminin vajenden dışarıya çıkmasını tetikleyebilecek bir durumdur.

Uzun göbek kordonu nedir?

Ortalamanın üzerindeki göbek kordonu yani 50-60 santimden uzun olan göbek kordonu “uzun kordon” olarak adlandırılır. Bu durumda kordon dolanması sık yaşadığımız bir durumdur ancak toplum arasında bilinenin aksine kordon dolanması sezaryen nedeni değildir. Ancak kordonun sadece bebeğin boynuna değil, ellerine, ayaklarına çok fazla dolanabildiği durumlarda ters hareket neticesinde bebeklerimizin hayati riski ortaya çıkabilir. Yine uzun kordonda düğümlerde ortaya çıkabilmektedir.

plasenta previa, bebek esinin hastalıkları, bebek esinin yapışması

Bebek eşi- Plasenta Sorunları

Bebek eşi (plasenta) nedir? Bebek eşi hamilelikte hangi sorunlara neden olur?

Plasenta veya bebek eşi, anne ile bebek arasında tampon görevi gören, son derece önemli bir yapıdır. Bu yapının halen tüm özellikleri ve fonksiyonları tam olarak bilinmemektedir. Ancak gebeliğin sağlıkla gelişmesi ve bebeğin dış ortamdan korunması için son derece önemlidir. Plasenta ( bebek eşi ) bazı hastalıkları barındırabilir. Bu hastalıkları sıralayacak olursak;

  • Bebek eşinde kireçlenme ( kalsifikasyon) veya yaşlanma
  • Bebek eşinin tam gelişmemesi
  • Bebek eşinin doğum kanalını kapaması ( plasenta Previa )
  • Bebek eşinin doğumdan önce ayrılması ( plasenta dekolmanı )
  • Bebek eşinde kanama olması ( subkoryonik hematom )
  • Bebek eşinde apse olması
  • Bebek eşinin enfeksiyonu ( villitis / koryoamniyonit )
  • Bebek eşinin parçalara ayrılması ( bilobata )
  • Bebek eşinde şekil bozukluğu ( circumvallat plasenta / aksesuar lob )
  • Bebek eşinin rahim duvarına yapışması ( plasenta acreata, increata, percreata )
  • Bebek eşinde kist olması

Tüm bu durumlarda hem bebek hem de anne hayati tehlikeye sokabilecek durumlar gelişebilir. Dolayısı ile riskli gebelik sınıfına girmektedirler. Riskli gebelik uzmanı tarafından takip edilmelidirler.

Plasenta Previa nedir?

Bebek eşinin ( plasenta ) doğum kanalının önünde gelmesi olarak tanımlanan duruma Plasenta Previa denir. Plasenta doğum kanalını yarım veya tam kapatabilir. Her iki durumda anne ve bebek için son derece tehlikesi bir süreci barındırmaktadır. Aşağı yerleşimli plasenta ise, doğum kanalına yakın sonlanan bebek eşi varlığında kullanılan tabirdir. Diğerleri kadar olmasa da bu durumda gebelikte doğumda kanamaya neden olabilir.

Plasenta Previa olanlar nelere dikkat etmeli?

Plasenta Previa hem kendisi hem de yanında olabilen yapışma bozukluğu nedeni ile hayati riske sokabilecek ciddiyette kanama riskine sahiptir. Gebelikte bu tanı konulduktan sonra anne adayının takibi ve önerileri diğer annelerden farklıdır. Her an kanama riski ile gebelik sürecini takip etmek, hem anne hem de hekim için son derece riskli bir süreçtir.

Plasenta Previa tedavisi nasıl uygulanır?

Bebeğin eşinin önde gelmesi durumunda bazı riskli durumlar beraberinde gelişebilmektedir. Bu durumlarda anne, baba ve bebeğin hazırlanması gebelik sürecinin en önemli noktasıdır. Yaşanabilecek riskli durumlar;

  • Erken doğum
  • Anne adayında kanama
  • Anne rahminin doğum sonrası alınması
  • Anne adayının rahminin yırtılması
  • Acil kanama ve doğum olasılığıdır.

Anne adayında meydana gelebilecek bir kanama ile başlayan riskli süreçte, öncelikle sezaryen ile gebelik sonlandırılır. Sonrasında rahim detaylı incelenir ve kanama noktaları özel dikiş teknikleri ile kapatılmaya çalışılır. Sıklıkla bu aşamada kanama durdurulur. Ancak kanama durmaz ise diğer teknik müdahalelere geçilir. Anne rahmine balon konulması, rahim damarları ve ana atar damarların bağlanması, rahimin alınması gibi bir sürece her an girilebilir. Bu süreçte anne adayına kan nakli yapılması sıklıkla gerekli olmaktadır.

kan uyuşmazlığı, gebelikte kan uyuşmazlığı, kan uyuşmazlığı iğnesi, istanbul en iyi kadın doğum uzmanı, ataşehir perinatolog

Gebelikte Kan Uyuşmazlığı

Gebelikte kan uyuşmazlığı nedir?

Gebelikte kan uyuşmazlığı anne ile bebeğin taşıdığı kan gruplarının farklı olmasını ifade eder. Kan uyuşmazlığı ana kan gruplarında olabileceği gibi, alt grup olan Rh antijeninde de olabilir. Ana kan grubu uyuşmazlığı, doğumdan sonra kendisini gösterir ve doğan bebekte sarılığa neden olabilir. Sorun sadece doğan bebek için olur, uzamış sarılığa yol açabilir ve sonraki gebeliği etkilemez. Ancak Rh antijeninde uyuşmazlık olması durumunda hastalığın doğası nedeni ile sonraki gebelikleri tehlikeye sokan bir süreç başlayabilir.

Aşağıda kan grupları verilen anne ve baba adaylarının evlenmeleri sonucunda RH uygunsuzluğu gelişebilir;

Anne adayı;

  • 0 RH ( negatif )
  • A RH ( negatif )
  • B RH ( negatif )
  • AB RH ( negatif )

Baba adayı:

  • 0 RH ( pozitif )
  • A RH ( pozitif )
  • B RH ( pozitif )
  • AB RH ( pozitif )

Anne ve baba adayının kan grupları yukarıda verilenlerden bir çift olur ise, gebelikte kan uyuşmazlığı gelişecektir. Ancak alınacak olan önlemlerle bu riskler ortadan kaldırılabilir.

Gebelikte kan uyuşmazlığı nasıl gelişir?

Rh uygunsuzluğu, Rh negatif bir kadının Rh pozitif bir kan ile karşılaşması sonucunda gerçekleşen bir durumdur. Anne adayının Rh uygunsuzluğu hastalığından etkilenmesi durumunda sıklıkla aşağıdaki sonuçlar yaşanabilir;

  • Doğum ( normal veya sezaryen ile doğum )
  • Kürtaj
  • Düşük
  • Gebelikte kanama
  • Yanlış kan nakli
  • Dış gebelik
  • Erken doğum
  • Anne anne teorisi

Uyuşmazlığın gerçekleşmesi için ciddi miktarda kanın anne kan dolaşımına girmesi gerekmektedir. Bu nedenle uyuşmazlığın en sık nedeni doğumda meydana gelen kanamadır. Ancak diğer durumlarda da anne adayı Rh açısından immünize olabilir.

Gebelikte kan uyuşmazlığı önceden bilinebilir mi?

Her anne ve baba adayının gebelik öncesi yapılan detaylı muayenesinde kan grupları ve Rh uygunsuzluğu olup olmadığı araştırılır. Ek olarak gerekir ise ek kan testi yapılarak kan uyuşmazlığı testi yapılabilir.

Gebelikte kan uyuşmazlığı belirtileri nelerdir?

Kan uyuşmazlığı, eğer gereken önlem alınmamış ise, ikinci gebelikte Rh pozitif bebeği etkileyecektir. Bu durumda ikinci gebelikte bebeğe, anneden geçen antikorlar kan hücrelerinin parçalanmasına neden olur. Bu durumda bebekte kansızlık gelişir ve tedavi edilmez ise kalp yetmezliğinden kaybedilebilirler. Bu nedenle gebeliğin başlangıcında bu durumun tespit edilmesi ve sonrasında gereken tedavinin verilmesi gerekmektedir.

Gebelikte kan uyuşmazlığı tedavisi nasıl yapılır?

Kan uyuşmazlığı durumunda, anne adayına bazı kan testleri yapılır. Bu testlerden en önemlisi indirekt Coombs denilen testtir. Bu test sonucuna göre gebelik takibi değişecek ve tedavi gerekebilecektir. Bu durumu örnek vererek anlatalım;

İlk gebelikte Rh negatif anne adayı, Rh pozitif baba adayı varlığında ve gebeliğin başından beri kanama şikayeti olmayan anne adayına gebeliğin 12. haftasında hücre dışı DNA testi ile bebeğinin Rh durumu öğrenilir. Bebeğin kan grubu Rh negatif çıkar ise bu gebelikte herhangi bir uyuşmazlık sorunu olmayacağını aile ve hekim öğrenir. Bebeğin kan grubu Rh pozitif çıkar ise, bu gebelikte herhangi bir kanama olması durumunda anne adayına kan uyuşmazlığı iğnesi yapılır. Doğum sonrası ilk 72 saatte bebek kan grubu ve Rh kontrolü yapılır. Bebek Rh negatif ise, ek tedaviye gerek yoktur. Bebek Rh pozitif doğar ise anne adayına kan uyuşmazlık iğnesi yapılmalıdır.

Kan uyuşmazlığı iğnesi nasıl yapılır?

Kan uyuşmazlık iğnesi, antikor barındıran özel bir ilaçtır. Anne adayına kas içerisine enjekte edilerek verilir. Ciddi bir yan etki beklenmeyen koruyucu bir tedavidir.

Kan uyuşmazlığı iğnesi ne zaman yapılır?

Rh uygunsuzluğu olan ailede aşağıdaki durumlarda kan uyuşmazlık iğnesi yapılabilir;

  • Gebelikte herhangi bir haftada kanama olması durumunda
  • Gebelikte kanama olmasa bile gebeliğin 28. Haftasında ( bu haftada uygulama bazı ülkelerde yapılmamaktadır )
  • Doğum sonrası bebek kan grubuna göre
  • Kürtaj veya düşük sonrası
  • Kontrolsüz kan nakli sonrası
  • Anne adayına ebelikte herhangi bir travma olması veya düşmesi durumunda

Görüldüğü gibi gebelikte herhangi bir kanama olması durumunda bu önleyici tedavinin uygulanması gerekmektedir.

bebekte gelisim geriliği, fetal gelişim geriliği, asimetrik gelisim geriliği, simetrik gelişim geriliği, istanbul en iyi kadın dogum uzmanı, oktay kaymak, atasehir perinatolog

Fetal Gelişme Geriliği

Anne karnında gelişme geriliği (fetal gelişme geriliği) nedir?

Bebeğin anne karnında gelişimi bazı nedenlerle etkilenebilir ve gelişim sınırlılığı veya gerilik denilen durum ortaya çıkar. Anne adayı “gelişim geriliği” kelimesini duyunca çok üzülür ve etkilenir. Bu yazıda bazı durumlarda üzülmeye gerek olmadığı gibi bazı durumlarda ek araştırmalar yapılması gerektiğini anlatacağız.

Anne karnında iki tür gelişme geriliği vardır;

  • Simetrik gelişme geriliği
  • Asimetrik gelişme geriliği
Simetrik gelişme geriliği

Simetrik gelişme geriliği gebeliğin ilk 6 ayında ortaya çıkar, bebeğin vücut ölçüleri total olarak geri kalır. Yani bebeğin baş çevresi, karın çevresi ve ayak kemikleri dahil tüm yapıları gelişimini yavaşlatır. Bu duruma simetrik gelişme geriliği denir. Oluşma nedenleri arasında çok sayıda olumsuz durum vardır. Bu nedenle aileye yeterli bilgi verebilmek için ek test ve incelemeler yapmak gerekir.

Bu test ve incelemeler;

  • Amniyosentez ve mikroarray incelemesi
  • Detaylı ultrason incelemesi
  • Bebek kalp ultrason incelemesi
  • Anne ve baba adayının genetik incelemesi
  • Bebekte enfeksiyon araştırması
  • Bebekte bu duruma yol açabilecek ilaç veya kimyasala maruziyet araştırması‘dır.

Tüm bu incelemeler aileye anlatılmalı ve karar aileye bırakılmalıdır. Anne ve baba adayının bu testler sonucunda tüm hastalıkları bulamayacağımızı bilmesi gerekmektedir. Çünkü amniyosentez veya diğer araştırmalar, henüz tüm hastalıkları veya olasılıkları göstermemektedir. Bu nedenle ailenin yeterince bilgilenmesi ve ailenin kararı ile takibe yön verilmesi gereklidir. Görüldüğü gibi, riskli gebelik sınıfında olan bu gebelikler, ayrıntılı inceleme ve yeterince zaman ayırmaya ihtiyaç duymaktadır.

Asimetrik gelişme geriliği

Asimetrik gelişme geriliği sıklıkla gebeliğin 28. haftasından sonra ortaya çıkmaktadır. Bebeğin beyin gelişimi devam ederken, karın çevresi gelişimi duracaktır. Bu nedenle bebekte asimetrik bir büyüme ortaya çıkar. Aynı zamanda bu gebeliklerde bebeğin suyunda azalma gözlenecektir. Gebeliğin ileri haftalarında ortaya çıkan bu durumun nedeni sıklıkla bulunamaz. Ancak bebeğin eşi denilen plasentanın yeterince gelişmemesi en sık saptanan durumdur. Yine de asitmerik gelişme geriliği nedenlerini sıralayacak olursak;

  • Plasenta yetmezliği
  • Preeklampsi ( gebelik zehirlenmesi )
  • Genetik yatkınlık
  • Anne adayının zayıf doğmuş olması
  • Kız bebek
  • Gebelikte yeterince kilo alınmaması’dır.

Bebeğin gelişimini aksatması ve suyunun azalması bir süre sonra bebeğin kan dolaşımını etkileyecek ve bebeğin eşinde kalsifikasyon ( kireçlenme ) görülecektir. Bu türden gebelikler yakın takip edilmesi gereken riskli gebeliklerdir. Doğum zamanlaması, bebeğin doğuma hazırlanması, sık aralıklarla NST çekilmesi, anne adayının doğuma hazırlanması ve son noktada doğum gününün belirlenmesi gerekebilecektir. Bu gebeliklerin takibinin riskli gebelik uzmanı- perinatolog tarafından yapılması ve yine doğumun riskli gebelik uzmanı tarafından yapılması çok daha sağlıklı olacaktır. Çünkü bu bebekler normal doğum sırasında kalp atışlarını bozabilirler ve kan dolaşımında oksijenlerini azaltabilirler. Oksijen düzeyinin azalması ise bebek beyninde geri dönüşümü olmayan hasarlara neden olabilecektir. Bu nedenle acil sezaryen gerekebilir.

Anne karnında bebekte gelişme geriliği (fetal gelişme geriliği) nasıl anlaşılır?

Bebek gelişimi, ultrason incelemesi ile saptanabilmektedir. Ultrason incelemesi sırasında bebeğin kafa çapı kafa çevresi, karın çevresi, ayak kemikleri, bebeğin suyu ve bebek bağı kan akımları ölçülerek belirlenmektedir. Bu ölçümler sonucunda ultrason cihazı, tahmini bebek ağırlığı verecektir. Bebek ağırlığının, bebeğin olduğu gebelik haftasına göre kabul edilebilir aralıkta olması gerekmektedir.

Gebelikte gelişme geriliği ne zaman riskli hale gelir?

Bebeğin gelişimi sırasında, vücut yapılarının orantılı küçük olması durumunda ciddi durumlardan bahsedilirken, bebeğin sadece karın çevresinin geri kalması çok daha masum kabul edilebilir. Ancak her iki durumda da bebeğin suyunun takibi ve kan akımlarının ölçülmesi çok önemlidir. Bebeğin beyin gelişiminin devam ettiğinin tespiti ve kan akımının yeterliliğinin devam ettiğini tespit etmek önemlidir. Çünkü bu türden riskli durumlarda, doğum kararı vermek gerekebilir. Doğum kararında geç kalınması bebek kaybını veya özrünü beraberinde getirebilir. Riskli gebelik sınıfında olan bu hastaların yakın takip ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Ek olarak bu bebeklerin doğum sonrası ilk 28 gün takibinin de yeterince yapılması gerekmektedir.

Ultrasonda gelişme geriliği yanlış teşhis edilir mi?

Evet, bazı durumlarda bebeğin uzuvları yanlış ölçülebilir. Yanlış ölçümün çok sayıda nedeni bulunmaktadır. Ultrason cihazının ayarlarının bozuk olması, bebeğin pozisyonunun uygun olmaması ve hekimin gebelik takibinde tecrübesizliği neden olabilmektedir. Bu nedenle bebekte gelişme geriliği olan durumda, hemen detaylı ultrason incelemesi ile kontrol edilmesi hem anne hem de bebek sağlığı için doğru olacaktır.

gebelikte kanama, gebelikte kanama ne demektir, istanbul en iyi kadın dogum uzmanı, oktay kaymak, atasehir perinatolog

Kanama

Gebelikte kanama neden olur?

Kanama gebeliğin hiç bir döneminde kabul edilebilir değildir. Ancak kanamalar bazı özelliklere göre sınıflandırılabilir ve anne adayı konu hakkında bilgilendirilmelidir. Kanama gebeliğin erken haftalarında düşük ile ilişkilendirilebilirken gebeliğin ileri haftalarında rahim ağzında bulunan bir yaradan, polipten veya bebeğin eşinden kaynaklanabilir. Ek olarak kanama miktarı ve rengi de değerlendirilmede son derece önemlidir.

Gebelik haftalarına göre kanamalar ve nedenleri;

20. gebelik haftasından önce olan kanamalar;

  • Düşük riski
  • Rahim ağzı yetmezliği
  • Rahim ağzında yara olması
  • Rahim ağzında polip olması
  • Bebeğin eşinin önde gelmesi ( plasenta previa )
  • Bebeğin bulunduğu ortamda enfeksiyon olması ( koryoamniyonit )
  • Bebeğin eşinin yerinden ayrılması ( plasenta dekolmanı ) ile ilişkili olabilir.

20-36. gebelik haftasında olan kanamalar;

  • Erken doğum riski
  • Rahim ağzında yara olması
  • Rahim ağzında polip olması
  • Bebeğin eşinin önde gelmesi ( plasenta previa )
  • Bebeğin bulunduğu ortamda enfeksiyon olması ( koryoamniyonit )
  • Bebeğin eşinin yerinden ayrılması ( plasenta dekolmanı ) ile ilişkili olabilir.

Gebelikte kanama hangi durumlarda ve nasıl gerçekleşirse tehlikelidir?

Her kanama anne ve bebek için risklidir. Ancak özellikle anne hayatını ciddi tehlikeye sokan durumlar aşağıda sıralanmıştır;

  • Bebeğin eşinin önde gelmesi ( plasenta previa )
  • Bebeğin eşinin yerinden ayrılması ( plasenta dekolmanı )
  • Bebeğin eşinin rahim duvarına yapışık olması ( plasenta acreata )

Bu tür durumlar aslında gebelikte yapılan detaylı ultrason incelemesi ile tespit edilebilmektedir. Ancak bebeğin eşinin doğumdan önce ayrılması yani plasenta dekolmanı maalesef ultrason veya muayene ile tespit edilememektedir. Kanama bu durumlarda şiddetlidir ve hızla müdahale edilerek anne hayatı korumaya alınmalıdır. Hızla ameliyat yapılmalı ve kan nakline geçilmelidir.

Gebelikte her kanama düşük müdür?

Gebelikte kanama her zaman hem anne hem de doktoru tedirgin eder. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında kanama olması düşük riskini artırır. Ancak her kanama rahimden gelmemektedir. Rahim ağzı ve vajenden de gelebilmektedir. Bu nedenle detaylı ultrason ve vajinal muayene yapılmalıdır. Kanamanın yeri bulunur ve buna göre anne adayına tedavi verilir.

Gebelikte kanama hangi haftada geçer?

Gebeliğin ilk üç ayında meydana gelen kanama, sıklıkla 10-11. haftalarda ya biter ya da gebeliğin düşmesine neden olur. Yeterli ve gerekli tedavi verilen hastalar yakın takip edilmeli ve anne adayı yeterince bilgilendirilmelidir. Plasenta Previa olan hastalarda kanama gebeliklerin 7-8 ayılarında başlar ve neredeyse doğum bitene kadar devam eder.

Gebelikte kanama olan kadınlar neye dikkat etmelidir?

Gebeliğinde kanama olan anne adayının, öncelikle dikkatlice muayene edilmesi gerekir. Sonrasında kanama hakkında bilgilendirilmesi, kanama nedeninin bulunması, gereken ilaçlara başlanması, yatak istirahati, stresin azaltılması ve ek psikolojik destek gibi yöntemlerle anne adayına destek olunmalıdır. Anne adayının istirahati her zaman rahmi dinlendirecektir.

amniyon sıvısı, bebegin suyu, bebegin suyunun azalması, bebegin suyunun artması, riskli gebelik uzmanı atasehir

Amniyon Sıvısı Sorunları

Bebeğin suyu (Amniyon sıvısı) ne işe yarar?

Bebeğin suyu diye bilinen sıvı, aslında bebeğin idrarıdır. Ancak bu idrar bildiğimiz manada bir idrar değildir. Temiz ve içerisindeki üre maddesi anne tarafından alınan berrak bir sıvıdır. Bebek bu suyu gebeliğin 12. haftasından itibaren kendi tarafından yapmakta ve aynı zamanda da yutmaktadır. Bebeğin bu sıvıyı yutması ile hem barsak sistemi hem de soluması ile akciğer sisteminin gelişmesi sağlanır. Ek olarak bebeğin bulunduğu ortamdaki sıvının normal olması, bebeğin hareketlerini yapabilmesine imkan vermekte ve bu sayede el, kol ve ayak kaslarının gelişimine katkısı olmaktadır.

Bebeğin suyu (Amniyon sıvısı) ne kadar olmalıdır?

Bebeğin suyu, gebelik haftasına göre, farklılık göstermektedir. Ancak 12. haftadan itibaren amniyon sıvısının sadece bebeğin idrarı ile sağlandığını unutmamak gerekir. Bebek hem idrarını yapar, hem de yutar ve bu sayede tüm vücut fonksiyonunun gelişmesine yardımcı olur. Gebeliğin 20-30. haftalarında en yüksek düzeylerine çıkan bebek suyu, 34-36. haftadan sonra azalmaya başlar. Bu azalma normal olan bir durumdur. Bebeğin suyunun doğuma yakın dönemde zaten azalacağını unutmamak gerekir.

Bebeğin suyunun (Amniyon sıvısının) gelmesi ne demektir?

Bebeğin suyunun gelmesi, suyun geldiği haftaya göre farklı yorumlanmaktadır. Gebeliğin son haftalarında meydana gelen su gelmesi durumu, doğumun başladığının indirekt bir göstergesi kabul edilir ve normaldir. Ancak gebeliğin diğer haftalarında su gelmesi hem anne hem de bebek sağlığı için olumsuzluklar içerebilir. Özellikle gebeliğin 20. haftasından önce gelen su olması durumunda, maalesef olumsuz tabloları beraberinde getirebilir. Bu olumsuzluklar aşağıdaki gibi sıralanabilir.

Erken haftalarda su gelmesinin oluşturduğu riskler;

  • Anne rahminin mikrop kapması
  • Anne vücuduna mikrop yayılması
  • Bebeğin mikrobik ortamda yaşaması
  • Bebeğin kalp atışının durması
  • Bebeğin akciğerinin gelişmesinin bozulması
  • Bebeğin beyin dokusunun gelişiminin bozulması
Bebeğin suyunun (Amniyon sıvısı) azalması ne demektir?

Bebeğin suyunun azalması, çok farklı nedenlerle olabilmektedir. Hem bebek suyunun azalmasının nedeni hem de bebek suyunun azalmasının sonuçları vardır. Özellikle su azalması, bebeğin kordonunun sıkışmasına neden olmaktadır. Bu durum bebeğin beslenmesini bozarak bebeğin hayatını tehlikeye sokabilir. Bebek suyu direkt  olarak bebeğin böbrek fonksiyonlarının da göstergesidir. Ancak bebeğin vücut yapısını etkileyebilen çok sayıda durumun bebek suyuna etki ettiği unutulmamalıdır.

Bunlara örnek verecek olursak;

  • Bebeğin eşinin gelişmemesi ( plasenta yetmezliği )
  • Annede gebelik zehirlemesi ( preeklampsi )
  • Bebekte kromozom bozukluğu olması
  • Annede şiddetli enfeksiyon gelişmesi
  • Annenin susuz kalması
  • Annenin beslenme bozukluğu
  • Anne adayının şiddetli ishal olması
Bebeğin suyunun artması ne demektir?

Bebeğin suyunun artmasının tıbbi ismi polihidroamnios olarak isimlendirilir. Bebek suyunun artması hem anne hem de bebeğe ait bazı durumlarla ilişkili olabilmektedir. Bu nedenler çoğunlukla bebeğe aittir. Ancak anne adayına da ait olabilir. Ayrıntılı araştırılması gerekmektedir.

Bebeğe ait suyun artış nedenleri;

  • Bebekte kromozom anormalliği olması
  • Bebeğin yemek borusunun gelişmemesi
  • Bebeğin mide ve barsak sisteminde tıkanıklık olması
  • Bebeğin sırt kemiklerinde açıklık olması
  • Bebeğin beyin dokusunun açık olması
  • Bebekte herhangi bir başka anomali olması

Anneye ait amniyon sıvısı artış nedenleri; 

  • Anne adayının şeker hastalığının olması
  • Anne adayının gizli şeker hastalığı olması
  • Anne adayının bazı ilaçları kullanması

Çok sayıda neden anne adayının suyunun artmasına neden olmaktadır. Su artışının nedeni dışında, su artışının annede ek olarak oluşturabileceği riskler bulunmaktadır.

Amniyon sıvısının artışının getirebileceği riskler;

  • Erken doğum riski
  • Doğumda rahim yırtılma riski
  • Amniyon sıvı embolisi riski
  • Doğum sonrası kanama ( atoni ) riski
  • Anne karnında aşırı deformasyon riski

Bu nedenle su artışları sınıflandırılır ve şiddetli su artışları durumunda anne adayına riskler anlatılarak sıvı boşaltılma işleminin ( amniyodrenaj ) önerilmesi gerekir.

Bebeğin suyu artması için neler yapılmalıdır?

Gebelik sürecinde bebeğin suyunun azalması durumunda aslında yapılabilecek çok bir tedavi yöntemi yoktur. Ancak bebek suyunu azaltan nedenler bulunur ise ek olarak yapılabilecek işlem ve tedaviler bulunmaktadır.

20. haftadan önce su azalır ise:

  • Bebeğin kromozom incelemesi
  • Anne adayında gebelik zehirlenmesi taranması
  • Bebeğin eşinde gelişme geriliği araştırması
  • Bebeğin enfeksiyon araştırması yapılması gerekebilir.

Ek test ve incelemeler yapılabilir. Sonucunda her şey normal ise ek ilaç kullanımı ( aspirin ve diğer ) , anne adayına yapılan öneriler ile yakın takip yapılmalıdır.

dusuk nedenleri, dusuk sebepleri, dusuk tedavisi

Düşük

Düşük nedir?

20. haftadan önce gebeliğin kendiliğinden anne rahminden dışarı çıkmasına veya sonlanmasına düşük denir. Ancak gebelik kaybının olduğu haftaya göre değişiklik göstermektedir. Her 5 anne adayından birisi hayatında bir kez bile olsa bir düşük yaşamaktadır. Düşük gebelikte yaşanan en sık komplikasyonlardan biridir. Düşük nedenleri çok sayıdadır. Ancak en belirgin neden bebeğin kromozom yapısının bozuk olmasıdır. Bozuk genetik yapıya sahip bebekler, doğal seleksiyon gereği anne rahminden düşmektedirler. Aileler için bu süreç travmatik olabilmektedir.

Düşük belirtileri nelerdir?

Gebeliğin iyi gitmediğinin veya düşük olacağının hem hasta hem de doktorun anlayacağı çok sayıda işaret vardır. Bu düşük işaretleri veya bulgularını sıralayacak olursak;

  • Gebelik kesesinin olması gerekenden küçük olması
  • Bebeğin yolk sak denilen yapısının aşırı büyük olması
  • Gebelik kesesi ve bebek oranının bozuk olması
  • Anne adayının kanamasının olması
  • Anne adayının kasık ağrısının olması
  • Anne adayının var olan bulantısının birden kesilmesi
  • Anne adayının var olan göğüs hassasiyetinin birden ortadan kalkması
  • Bebeğin kalp atışının duyulamaması
  • Bebeğin kalp atışının hızının düşük olması

Bu işaretlerden herhangi birisinin varlığında detaylı bir şekilde anne adayı muayene edilmeli ve yapılabilecekler konusunda bilgilenmelidir.

Düşük çeşitleri nelerdir?

Düşük, oluş şekli, nedeni, isteğe bağlı olup olmaması gibi çok farklı gruplara ayrılabilir. Öncelikle isteğe bağlı düşüklerden bahsedecek olursak;

10 hafta altı gebelik sonlandırılması: Ülkemizde kürtaj için yasal sınır 10 haftadır. 10 hafta altı gebeliği olan anne adayı, evli ise eşinin rızası ile, bekar ise kendi rızası ile gebeliğini sonlandırma hakkına sahiptir.

Detaylı bilgi için bakın

Gebelik Sonlandırma (Kürtaj)

10 hafta üstü gebelik sonlandırılması: 10 hafta üstünde aile isteği ile gebelik sonlandırılması yapılamaz. Ancak hekim uygun görür ise, bebekte anomali veya anne hayatını tehlikeye sokacak ciddiyette bir durum var ise sonlandırılabilir.

10 hafta altı kendi isteği ile düşük isteyen aileye sunulabilen yöntemler;

  • İlaç ile düşük yapılması
  • Genel anestezi ile gebelik tahliyesi yapılması
  • Lokal anestezi ile gebelik tahliyesi

İsteğe bağlı olmaya düşükler ise;

  • Düşük tehdidi ( abortus imminens )
  • Durdurulamaz düşük ( abortus incipiens )
  • İnkomplet düşük ( abort )
  • Komplet düşük ( tam abort )
  • Septik düşük ( enfekte abort )
  • Habitüel abort ( tekrarlayan 2’den fazla düşük )
  • Missed abort ( kalp atışı durmuş gebelik ) olarak çeşitlendirilebilir.

Her birisi birbirinden farklı klinik yaklaşım gerektiren bu durumlarda, öncelik her zaman anne hayatındadır. Anne sağlığını tehlikeye sokan herhangi bir durum varlığında gebelik ikinci plana geçecektir. Yukarıda sayılanlardan anne için en tehlikeli olan düşük tipi septik aborttur. Enfeksiyon ile düşüğün bir araya gelmesi ile gelişir ve anne hayatını tehlikeye sokar.

Düşük ne kadar sürede gerçekleşir?

Düşük, dinamik bir süreçtir. Düşüğü başlatan nedene göre kimisi 6-8 saatte gerçekleşir iken, kimisi bir kaç gün sürebilir. Anne adayının kanama miktarı ve hissettiği ağrıya göre klinik yaklaşım değişir. Aşırı kanama olması durumunda tıbben müdahale etmek gerekir.

Kaç haftalık düşüklerde kürtaj gerekmez?

Normalde düşük kendiliğinden olur ve sıklıkla da içeride yani rahimde parça kalmaz. Ancak bazı durumlarda rahimde parça kalabilir ve ek kürtaj işlemi uygulamak gerekebilir. Tıbben içeride kalan parçanın boyutuna ve anne adayının kanamasına bakarak karar verilir. Burada hekimin tecrübesi son derece önemlidir. Bu süreçte tercih edilen kürtaj işlemi normalde yapılan kürtaj işlemine göre çok daha kolay ve masumdur. Kadın rahmine en düşük oranda zarar verilir. Ancak 12 hafta üstü düşüklerde içeride parça kalması durumunda, metal aletler kullanılmaktadır. Bu aletler, yapısı nedeni ile son derece tehlikeli aletlerdir ve dikkatli kullanılmalıdır.

Gebelikte düşüğe neden olabilecek hareketler nelerdir?

Anne adayının rahminin içerisinde bulunan bir gebeliğe zarar verebilecek ve düşüne neden olabilecek bazı hareket ve durumlar vardır. Bunlar;

  • Anne adayının düşmesi
  • Anne adayının karnına tekme veya yumruk gelmesi
  • Anne adayının karnına futbol veya tenis topu çarpması
  • Anne adayının aşırı miktarda alkol alması
  • Anne adayının radyasyona maruz kalması
  • Anne adayının aşırı kusması ve tedavi olmaması
  • Anne adayının ek hastalığı olması
  • Anne adayının çok yoğun çalışması
  • Anne adayının sürekli ayakta kalması

Bu gibi durumlar anne adayının gebeliğini düşük ile kaybetmesine neden olabilir.

riskli gebelik, riskli gebelik uzmanı, perinatoloji

Riskli Gebelik Belirtileri Nelerdir?

Riskli gebelik belirtileri nelerdir?

Gebelik sürecinde gelişen bazı durumlar gebelikte anne ve bebeğin sağlığının riske girebileceğinin belirtilerini kapsar. Bunları ay ay özetleyecek olursak;

Gebelikte ilk üç ay risk belirtileri;
  • Aşırı bulantı ve kusma
  • Baygınlık geçirme
  • Vajinal kanama
  • Şiddetli kasık ağrısı
  • Aşırı uyku ve yorgunluk
  • Vajinal akıntı ve kötü koku
  • İdrar yaparken yan ve acıma olması
Gebelikte ikinci üç ay risk belirtileri;
  • Vajinal kanama
  • Vajinal kötü koku ve akıntı
  • İdrar yaparken yanma ve acıma
  • Aşırı bulantı ve kusma
  • Vajenden su gelmesi
  • Şiddetli kasık ağrısı
  • Aşırı karın şişliği
  • Bir haftada aşırı kilo alınması
  • El ve yüzde şişlik olması
Gebelikte son 3 ay risk belirtileri;
  • Vajinal kanama
  • Vajenden sıvı gelmesi
  • Bulantı ve kusma
  • Tüm vücutta kaşıntı olması
  • Bir haftada hızla kilo alınması
  • El ve yüzde şişlik
  • Şiddetli baş ağrısı
  • Görmede bulanıklık
  • Vajinal aşırı akıntı ve kasık ağrısı
  • Nefes almada güçlük
  • Ayakların birbirinin diğerinden fazla şişmesi

Gebelikte dikkat edilmesi gerekenler nelerdir? 

  • Anne adayının hedef kilodan fazla kilo alması
  • Anne adayında kansızlık gelişmesi
  • Anne adayında iyot eksikliği
  • Anne adayının aşırı yorulması
  • Anne adayının yeterli kilo alamaması
  • Anne adayının düşmesi
  • Anne adayının tehlikeli ilaç kullanması
  • Anne adayının aşırı uykusuz kalması
  • Anne adayının aşırı şeker kullanması
  • Anne adayının yeterli su içmemesi
  • Anne adayında tansiyon artışı
  • Anne adayının kaşınmaya başlaması
  • Anne adayının ileri haftalarda kusması
  • Anne adayının ileri haftalarda sağ üst tarafında ağrı olması

Normal gebelik takibinin yeterli düzeyde yapılması, çoğu olumsuzluğu engelleyebilmektedir. Ancak bazı durumlar yeterli takip yapılsa bile gerçekleşebilmektedir. Bu durumda erken işaretleri anlayarak erken müdahale anne ve bebek sağlığını korur.

Riskli gebelik, perinatoloji, riskli gebelik uzmanı

Riskli Gebelik Nedir? Riskli Gebelik Uzmanı- Perinatoloji Uzmanı kimdir?

Perinatoloji uzmanları, gebelik öncesi, gebelik ve sonraki lohusalık döneminde anne veya bebekte meydana gelebilecek olumsuzlukların erken dönemde taranması, erken tanısı ve tedavisini amaç edinen yan dal uzmanlarıdır.  Bu gruptaki hastalarımızın takibi perinatoloji ve yüksek riskli gebelikler uzmanı tarafından yapılmaktadır.  Riskli gebelik sınıflaması oldukça geniş bir grup hastayı içermektedir. Riskli gebelik geçirme ihtimali olan hastaların sınıflamasını aşağıda görebilirsiniz.

  • Anne adayının mevcut riskleri
  • Önceki gebelikten gelen riskler
  • Mevcut gebelikten gelen riskler
  • Doğuma ait riskler
Kimler riskli gebelik geçirebilir?

Anne adayının mevcut riskleri gebeliği yüksek riskli hale getirebilir. 

  • 18 yaş altı gebelikler
  • 35 yaş üstü gebelikler
  • Aşırı kilolu veya zayıf gebelikler
  • Akraba evliliği olan çiftler
  • Gebelik öncesi kalp, şeker, tansiyon, epilepsi (sara), tiroid bezi veya diğer hastalıklarından birisine sahip olan anne adayları riskli gebelik sınıfına girer.
  • Tüp bebek gebelikleri

Bu gruptaki hastalarımızın takibi perinatoloji ve yüksek riskli gebelik uzmanı tarafından yapılmalıdır.

Önceki gebelikte yaşanan sorunlar gebeliği yüksek riskli hale getirebilir.

  • Bebek kaybı (düşük) olan anne adayı
  • Anomalili gebelik geçiren anne adayı
  • Erken doğum yapan anne adayı (28 hafta altı)
  • Gebelik zehirlenmesi geçiren anne adayı
  • Aşırı zayıf bebek doğumu olan anne adayı
  • Aşırı kilolu bebek doğumu olan anne adayı
  • Son üç ayında bebek kaybetmiş anne adayı
  • Doğumunda aşırı kanama olmuş olan anne adayı
  • Rahim yırtılması yaşamış anne adayları
  • Miyom ameliyatı geçirmiş anne adayları
  • Rahim perde açma ameliyatı olan anne adayları
  • Dış gebelik geçiren anne adayı
  • Sezaryen veya normal doğumda aşırı kanaması olan anne adayları

Bu gruptaki hastalarımızın takibi perinatoloji ve yüksek riskli gebelikler uzmanı tarafından yapılmalıdır.

Mevcut gebelikte yaşanan sorunlar gebeliği riskli hale getirebilir. 

  • Düşük riski ve kanaması olan anne adayları
  • İkiz veya üçüz gebeliği olan anne adayları
  • Tarama testlerinde risk çıkan anne adayları
  • Tanısal teste ihtiyacı olan anne adayları
  • Anne karnında tedaviye ihtiyacı olan anne adayları
  • Bebeğe kan verilmesi gereken durumlar
  • Bebeğin mikrobik hadiselerinin tedavisi
  • Rahim ağzı yetmezliği olan anne adayları
  • Erken doğum riski olan anne adayları
  • Miyomu olan anne adayları
  • Hipertansiyonu olan anne adayları
  • Bebeğin gelişimi geri olan anne adayları
  • Bebeğin suyunun normalden az olan anne adayları
  • Bebeğin suyunun normalden fazla olan anne adayları
  • Diğer olası riskli durumu olan anne adayları
  • Gebelikte kolestaz gelişen anne adayları
  • Gebelikte son aylarda kusma şikayeti olan anne adayları
  • Gebelikte psikiyatri hastalık şikayetleri olan anne adayları

Bu gruptaki hastalarımızın takibi perinatoloji ve yüksek riskli gebelik uzmanı tarafından yapılmalıdır.

Doğuma ait riskler nedeniyle gebeliğin riskli olduğu durumlar; 

  • Bebeğin eşinin önde gelmesi (plasenta previa) durumunda yapılan işlemler
  • Doğumda kanama riski olan anne adaylarının doğumu
  • Doğumda rahim alma riski olan anne adayları
  • İki veya üçüz gebelik doğumları
  • Önceki sezaryeninde problem olan anne adayları

Bu gruptaki hastalarımızın takibi perinatoloji ve yüksek riskli gebelik uzmanı tarafından yapılmalıdır.

Riskli gebelikler nasıl takip edilmelidir?

Gebelik öncesi veya gebelikte gelişen risklerde takip son derece önemlidir. Bebek ve anne sağlığı için gereken adımların zamanında atılması nedeniyle sıklıkla iki haftada bir ya da bazı özel durumlarda haftada bir, üç günde bir takip başlayabilir. Tüm bu süreçlerin ise yeterli tecrübeye sahip riskli gebelik ve perinatoloji uzmanı tarafından takip edilmesi ve anne adayının da tedaviye uyum göstermesi gerekmektedir.

dış gebelik,

Dış Gebelik

Dış gebelik nedir?

Normalde gebelik oluşumu ve anne rahimine olan yolculuk belirli süre ve kurallar çerçevesinde oluşmaktadır. Ancak bazen gebelik, bu kural ve şartların dışına çıkar ve rahim içinde olması gereken yerin dışında bir alana yerleşir. Bu duruma dış gebelik denir.

Dış gebelik neden olur?

Normalde her yüz gebelikten bir veya ikisi dış gebelik olabilmektedir. Tam olarak neden olduğu bilinmemektedir. Ancak risk faktörü olan kadınlarda daha sık görülmektedir. Yine de en sık nedeni enfeksiyon denilebilir. Kadının daha önceki dönemlerde geçirdiği basit bir klamidyal tüp hastalığı bu duruma neden olabilmektedir. Ancak hiç hastalık geçirmemiş kadında da görülebilir.

Dış gebelik kimlerde daha sık görülür?

Dış gebelik her kadında her gebelikte gelişebilen bir durumdur. Ancak belirli durumlarda daha sık olmaktadır.

  • Daha önceden dış gebelik geçirmek ( en riskli durum )
  • Spiral (RİA) ile korunmak
  • Tüpleri bağlı olmak
  • Tüp iltihabı geçirmek
  • Tüp bebek tedavisi olmak
  • Yumurtlama tedavisi olmak
  • Sigara içmek
  • Sık sık vajinal akıntılı hastalık geçirmek gibi durumlarda dış gebelik sıklıkla rastlanılabilir. Ancak dış gebelik olan kadınların çoğunda hiç bir risk faktörü olmadığını unutmamak gerekir.
Dış gebelik en sık nereye yerleşir?

Dış gebelik en sık sağ veya sol tüplere yerleşmektedir. Ancak tüp dışında çok farklı alanlarda da gebelik tutunabilir.

Dış gebeliğin yerleşebildiği yerler ve durumlar;

  • Rahim ağzının içi (servikal)
  • Yumurtalık (ovarian)
  • Rahimin köşesi (kornual)
  • Rahimde seren hattına yerleşik gebelik
  • Karın içerisine yerleşik gebelik (dalak-karaciğer ve diğer)
  • Rahmi olmayan kadında gebelik (en nadir formu)
Hem dış hem iç gebelik olur mu?

Evet, bu durum nadir olarak gelişebilir. Yani bir bebek rahim dışında iken diğer bebek rahim içerisine tutunabilir. Heterotopik gebelik denen bu durum sıklıkla tüp bebek tedavisi olan hastalarda olmaktadır. Son derece nadir olan ve tanıda zorlanılan bir durumdur.

Dış gebeliğin ilk işareti nedir?

Gebeliğin normal olmadığı ve dış gebeliğin riskinin arttığı durumlar vardır. Bu işaretler doktor ve hasta için farklıdır. Hasta için ilk işaret aşırı fazla kasık ağrısı ve kanama olmasıdır. Doktor için ise HCG değerine göre gebelik kesesinin görülmemesidir. Tecrübeli hekim bu durumdan hemen şüphelenmeli ve dış gebeliği görmek için daha dikkatli bakmalıdır.

Dış gebelik nasıl tanınır?

Dış gebelik bazen tanınması son derece zor bir durumda olabilir. Bazen de kolaylıkla tanınır. Burada ultrason incelemesini yapan doktorun tecrübesi ve dış gebeliğin durumu çok önemlidir. Ancak bazen yine de görülemeyebilir. Tabi ki hekim bu durumda bir karar vermeli ve hastayı yönetmelidir. Doğru yönetilmeyen hastalarda çok daha tehlikeli süreçler oluşabilir.

Dış gebelikte Beta HCG önemi nedir?

Dış gebelik olasılığının ilk işareti, beta HCG değerine göre gebelik kesesinin görülmemesidir. Bu durumda hasta ve doktor tedirgin olur ve dış gebelik olasılığı araştırmaya başlar. Bu nedenle HCG takibi son derece önemlidir. HCG ölçümünün doğru yapılması ve aynı laboratuvarda ölçüm yapılması, karar verme sürecinde önemlidir.

Dış gebelikte kürtaj neden yapılır?

Dış gebelikte, rahim içerisinde bebek yoktur. Ancak yine de rahim duvarı kalınlaşır ve bir süre sonra kanama ile atılmaya başlar. Bu durumda kanamayı durdurmak ve tanıya yardımcı olmak için kürtaj yapılmaktadır.

Dış gebelikte tedavi nasıl yapılır?

Dış gebelikte tanı konulduktan sonra yapılabilen tedaviler üç ayrı basamakta özetlenebilir;

  • Sadece takip etmek
  • İlaç (metotreksat) vermek
  • Ameliyat ile tedavi

Burada karar hastaya ve gebeliğin durumuna göre verilmektedir.

Dış gebelik ameliyatı nasıl yapılır?

Dış gebeliğin kapalı ( laparoskopik ) ameliyatı sırasında iki cerrahi teknik vardır. Bunlar;

  • Tüpün içerisinden tüpü almadan gebeliğin alınması (lineer salpingostomi )
  • Tüpün alınması (salpenjektomi )

Ameliyatta hangi işlemin yapılacağı tamamen tüpün durumuna ve doktorum tecrübesine bağlıdır.

Dış gebelik tekrar eder mi?

Evet, maalesef bir kadın dış gebelik geçirir ise, diğer gebeliğinin de dış gebelik olma riski artacaktır. Ortalama %10-15 oranında bir artış görülmektedir.

Ameliyat sırasında bozulmuş tüpün içerisinden gebeliğin alınıp tüpün bırakılması, bu riski çok daha artıracaktır.

Bu nedenle gebelik tarafından bozulmuş tüpün alınması hasta için zarar değil, fayda getirmektedir. Hasta tüpünün alınmasına üzülecektir, ancak hasta için hekimin en doğru kararı vereceğine emin olmalıdır.

Dış gebelik olmaması için neler yapılabilir?

Dış gebelik olmaması için hastanın yapabileceği bir işlem, tedavi veya önlem yoktur. Ancak dış gebeliğin erken yakalanması, hastanın ameliyat değil de ilaç ile tedavi edilmesini sağlayacaktır. Bu sayede erken tanı konan ve tedavi edilen dış gebeliğin yerleştiği yere daha az zarar vermesini sağlayacaktır.

Femera Hakkında

İstanbul Ataşehir’de konumlanan Femera Klinik olarak amacımız ihtiyaç duyduğunuz kadına dair tüm sağlık sorunlarında yanınızda olmak.

Çalışma Saatleri

Pazartesi - Cuma: 10.00 - 18.00Cumartesi: 10.00 - 15.00 Pazar: Kapalı

İletişim

Telefon: 0216 759 06 75Barbaros Mah. Ardıç Sk. Varyap Meridian Sitesi 4 Katlı Plazalar Kısmı G2 Blok K:3 D:17İletişime Geç
Frame 23
Whatsapp Destek
Sorunuz mu var? Bize yazabilirsiniz.