0216 759 06 7510.00 - 18.00
Ataşehir / İSTANBULBarbaros Mah. Ardıç Sk. Varyap Meridian Sitesi 4 Katlı Plazalar Kısmı G2 Blok K:3 D:17

Riskli Gebelikler

Riskli Gebelikler

miyom, gebelikte miyom, perinatoloji uzmanı ataşehir

Miyom

Miyom nedir? 

Her 5 kadının birinde olan miyomlar, kadın rahminin en sık görülen iyi huylu tümörüdür. Ancak belirli kadınlarda çok daha sık görülmektedir. Miyomlar bulundukları yere göre şikayete neden olurlar. Ancak genel olarak en sık neden olduğu şikayet anormal kanama olmasıdır.

Miyom riskini artıran faktörler nelerdir?
  • Yaş: Miyomlar östrojen hormonu bağımlı tümörlerdir. Bu nedenle genelde 30-40 yaş aralığında büyürler, menopoza girince hormonların azalması nedeni ile geriler. Ancak tamamen kaybolmazlar.
  • Kilo ve beslenme: Aşırı kilo miyom gelişimini tetikleyen bir diğer durumdur. Myomlar kilolu kadınlarda normale göre daha sık görülmektedir.
  • Siyahi ırk: Bazı hastalıklar vardır ki ırk seçer. Miyomlarda bunlardan birisidir. Siyahi kadınlarda miyomlar çok daha sık görülmektedir.
  • Çocuk doğurmamak: 30 yaşından önce gebelik ve doğum tecrübesi yaşamamış kadınlarda miyom gelişimi çok daha sıktır. Bu durum miyom gelişimi için en riskli durumdur.
  • Genetik yatkınlık: Bazı aileler miyom gelişimine yatkındır. Kesin olarak saptanmamış olsa da miyom gelişimine yatkınlık oluşturan bazı genetik anormallikler varlığı düşünülmektedir. Bu hastalar özellikle 20’li yaşlarda miyomu olan kadınlardır. Bu nedenle genç yaşta miyomu olan kadınların ailevi risk faktörleri bulunmaktadır.
  • Sedanter hayat: Spordan uzak durum kadınlarda miyomların çok daha sık görüldüğü bilinmektedir.
  • İlaçlar: Kadınlık hormonları ve türevleri,  miyom gelişimini tetikleyebilir.
Miyom gelişim riskini azaltan durumlar nelerdir?

 Miyom gelişim sıklığını azaltan bazı durumlar vardır. Bunlar;

  • Bebek doğurmak
  • Sigara içmek
  • Zayıf olmak

Bu durumlar içerisinde miyom gelişim riskinin en çok azaltan durum doğum yapmaktadır. Her doğum, kadında miyom gelişim riskini azaltmaktadır.

Miyom hangi şikayetlere neden olur?

 Miyomlar, bulundukları yere göre şikayete neden olmaktadır. Aşağıda myom şikayetlerini görülme sıklığına göre sıralanmış bulacaksınız;

  • Şikayete neden olmaz ( en sık )
  • Adet kanamasının artırır
  • Adet ağrısını artırır
  • İlişki sırasında ağrıya neden olur
  • Sık idrara çıkmaya neden olur
  • Kabızlık ve dolgunluğa neden olur

Görüldüğü gibi miyomun en sık şikayeti aslında yoktur. Çoğu kadın muayene oluncaya kadar miyomu olduğunu bilemez. Bu nedenle her kadının yılda bir kez muayene olması gerekmektedir.

Miyomlar vücutta nereye yerleşir?

Miyomlar vücutta en sık rahimde bulunur. Ancak bunun dışında çok nadir alanlarda da miyomlar bulunabilir. Örneğin akciğer bunlardan birisidir veya karın içerisinde herhangi bir alanda veya dış genitalde dudak yapılarında miyomlar gelişebilir.

Miyomlar en sık rahimde bulunmaları nedeni ile bu alan ayrıntılı bilinmelidir.

Göz atabilirsinizRahim Hastalıkları

Rahimde miyomların bulundukları yerler;

  • Rahmin dış kısmı ( subseröz )
  • Rahim duvarının içi ( intramural )
  • Rahim duvarının altı ( submüköz )
  • Rahmin tam iç kısmı ( intra kaviter )

Rahim dış kısmı ( subseröz )

Bu miyom yerleşiminde, tümör rahim yatağı yönüne değil, rahim dış kısmına doğru büyür. Dış kısma doğru büyüyen miyomlar kadınlarda sıklıkla herhangi bir şikayete neden olmamaktadır.

Bazen küçük boyutta olabileceği gibi bazen de inanılmaz boyuta büyüyebilir. Ancak çok hastanın karında şişkinlik dışında bir şikayeti yoktur.

Rahim duvarının içi ( intramural )

Miyomlar en sık bu durumda saptanır, rahim kas dokusu içerinde yerleşen miyomlar adet kanamasını ve ağrısını artırır. Sıklıkla çok büyümezler, çünkü büyük boyuta gelmeden şikayete neden olmaktadır.

Rahim duvar yapısının altı ( submüköz )

 Rahim duvarı denilen yapının hemen altında yerleşiktir. Bu alanda bulunan miyomlar çok küçük olsalar bile aşırı kanamaya neden olurlar. 1-2 cm çaplı olanlar bile hemen şikayete neden olmaları nedeni ile erken dönemde tespit edilirler. Ek olarak bu miyomlar rahim yatağını bozmaları nedeni ile gebeliğin yerleşmesine engel olabilirler. Oluşmuş gebeliğin düşmesine neden olabilirler.

Rahim tam iç kısmı ( intra kaviler )

 Bu miyom lokalizasyonu, diğer yerlerden farklı olarak hem adet kanamamasını artırırken ek olarak ara kanamayada neden olabilmektedir. Çünkü normalde miyomlar ara kanamaya neden olmazlar. Ultrason ve histeroskopi ile kolaylıkla saptanırlar. Bazen rahim filminde bile görülebilirler.

Miyom tanı yöntemleri nelerdir? 

Sıklıkla normal kontrol sırasında veya şikayeti olan hastanın yapılan ultrason incelemesinde kolaylıkla saptanır. Ön tanı için ek işleme sıklıkla gerek kalmaz, anca çok sayıda miyom varlığında bazen MR inceleme gerekebilir.

Miyoma eşlik edebilen durumlar nelerdir?

Miyom, östrojen ile gelişen tümörler olması nedeni ile bazen ek hastalıklar ile birlikte olabilir. Miyomlara ek olabilen hastalıklar aşağıda sırlanmıştır;

  • Rahim duvarı kalınlığında artış
  • Rahim ici polip gelişmesi
  • Adenomyozis
  • Yumurtalık kisti ve tümörü
  • Meme kanseri
  • Böbrek kanseri

Bu nedenle miyomu olan kadınlarda ek hastalık olasılıkları da araştırılmalıdır.

Miyomlar ilaçla tedavi edilir mi?

Hayır, ancak ilaç ile geçici süre küçültülebilirler. Ancak bu ilaçlarda ciddi yan etki oluşturabilen ilaçlardır. Hasta ile konuşularak karar verilen tedavilerdir. Kadının ilaçların olası yan etkilerini ve sonuçlarını bilmesi gerekir.

myom, gebelikte myom, miyom, miyomektomi, miyom ameliyatıMiyomların cerrahi tedavileri nelerdir?

Miyomlar bulundukları yere göre ameliyat tipleri değişmektedir. Ameliyata karar verirken çok sayıda faktör göze alınmalıdır ve en az 3 farklı doktorun ameliyat kararında ortak fikri olmalıdır.

  • Açık ameliyat
  • Kapalı ameliyat
  • Histeroskopik ameliyat

Üç farklı yoldan miyomlar alınabilmektedir.

Genel olarak açık miyomektomi   en çok tercih edilen yöntemdir. Bu ameliyatta miyom boyutuna göre bir kesi yapılarak rahimden miyom alınır ve oluşan efekt kapatılır.Çıkarılan miyomlar patolojik incelemeye gönderilir.

Kapalı ameliyat ( laparoskopik ) ise eski yıllara göre artık çok tercih edilmemektedir. Çünkü rahimden alınan miyomun karın dışarısına çıkarılırken kullanılan morselatör denen aletin, ABD’de kullanımı yasaklanmış olmasıdır. Bu nedenle morselatör denen aletin kullanılacağı kapalı ameliyat tercih edilmemektedir.

Histeroskopik miyom çıkarımı hasta için son derece konforludur. Ameliyat kesisi yoktur. Alt kısımdan yapılması nedeni ile rahime ve karın bölgesine çok daha az zarar verilir.

Gebelik öncesi miyom alınır mı?

Burada karar verilmeden önce hastanın ayrıntılı muayene edilmesi, miyomları yerleri, çapları ve hastanın genel durumu değerlendirmeli ve sonra karar verilmelidir. Size tavsiyemiz, en az 3 farklı doktorun aynı şekilde karar beyan etmesi sonrasında ameliyata karar vermenizdir.

Miyom ameliyatından sonra ne zaman gebe kalınır?

Miyom ameliyatı sonrası gebelik zamanlamasına karar vermede, miyom alma ameliyatını yapan doktorun ön görüsü en doğrusudur. Çünkü ameliyatta miyomu, çıkarıldığı alanı, yaptığı kesiyi ve tamiri yapan doktorun tecrübesi son derece önemlidir. Ek olarak rahim içine girilip girilmediği bir diğer önemli noktadır. Ancak ciddi bir miyomektomi geçiren her kadının 1 yıldan önce gebe kalmaması önerilir. Ancak histeroskopik myomektomi sonrası vakanın durumuna göre 3-6 ay içerisinde gebe kalınabilir.

Miyom nedeni ile rahim alınır mı?

Kadının bebek isteğinin olmadığı ve yaşının 40 üzeri olduğu durumlarda, ön ilaç tedavilerine rağmen geçmeyen şikayetler varlığında rahim alınabilir. Bu ameliyatta sadece miyomlar içeren rahim alınır. Yumurtalıklar alınmaz, yani hasta menopoza girmez.

Miyomlar gebeliği nasıl etkiler?

Bu konu riskli gebelik sınıfına girer; düşük, kanama, erken doğum, bebek kaybı, makat duruş, sezaryen olunması ve doğum sonrası kanamaya neden olabilen bir durumdur. Anne adayının dikkatli takip edilmesi ve riskler konusunda bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Göz atabilirsinizRiskli Gebelik Belirtileri Nelerdir?

Gebelikte myom dejenerasyonu ( miyom ölümü ) nedir? 

 Gebelikte miyomlar yerleşim yerlerine göre farklı hallere girebilirler. Büyüyebilirler, kanayabilirler veya küçülebilirler. Bu durum takipte netleşir. Ağrı, kanama ve erken doğuma neden olabilirler.

Miyomu olan anne adayında doğum nasıl olur?

Miyom rahim duvarında bulunduğu yere göre gebeliği etkileyebilir. Gebelik kaybına neden olabileceği gibi, bebeğin duruşunu ve beslenmesinin bozabilir. Özellikle rahimin alt kısmında ise doğum kanalını kapayabilir ve sezaryene neden olabilir. En sık neden olduğu durum normal doğuma engel olmasıdır. Bu durumda sezaryen ile doğum gerçekleştirilir. Miyomun sezaryen sırasında alınıp alınmaması ise tamamen ameliyat içerisinde karar verilen bir durumdur. Karar vermede hekimin tecrübesi en önemlisidir.

12. hafta detaylı ultrason görüntüsü

11. ve 14. hafta arası detaylı ultrason

11. ve 14. hafta arasında detaylı ultrason her gebelikte yapılmak zorunda mıdır? 

Evet, bebeği hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyen anne ve baba adayları bu incelemeyi istemektedir. Her aile bu incelemeyi istemeyebilir. Bu nedenle gebeliğin 12. haftasında detaylı ultrason incelemesi yapılmalıdır.

11-14. haftada detaylı ultrasonografi yapılmasının önemi nedir?

Bu haftaların, ultrason ile değerlendirme için özel olmasının çok sayıda nedeni vardır.

Bu nedenlerden bazıları;

  • Bebeğin beyin gelişiminde ciddi bir problem olması durumunda ilk bulgular görülür,
  • Bebeğin kafatası kemiklerinin gelişiminin bozukluğunun ilk bulguları görülür,
  • Hayat ile bağdaşmayan ciddi sakatlıklar ilk bulgularını bu haftada verir.

Yukarıda verilen ve hayat ile bağdaşmayan hastalıkların birisinin varlığında, aileye gebeliği sonlandırma şansı verilmekte ve ileri haftaya gelmeden yapılan küçük bir müdahale ile anne sağlığına yeniden ve kısa zaman sonra kazanabilmektedir. Bu nedenle son derece önemlidir.

Detaylı ultrason sırasında ayrıca aşağıdaki hastalıkların tespitine yönelik de ilk bulgular görülür. Bu hastalıklar;

  • Belirli kromozom hastalıkları ilk bulgularını bu haftalarda verir.
  • Bebeğin karın ön duvarında olabilen ciddi rahatsızlık bu haftalarda ilk bulgusunu verir.
  • Bebeğin el kol ve ayaklarındaki ciddi rahatsızlıklar ilk bulgusunu verir.
  • Bebeğin idrar torbasının çıkışında bozukluk olması ilk bulgusunu verir.
  • Bebeğin sırt kemiklerindeki açıklık ilk bulgusunu verir.
  • Bazı kalp hastalıkları ilk bulgusunu verir.

Yukarında verilen durumların herhangi birisinin varlığında ise;

  • Aileye kesin tanı için yapılması gereken testler hakkında bilgi verilmekte,
  • İleri haftada ultrason incelemesinin bu alanda daha ayrıntılı yapılmasının sağlanmakta,
  • Nadirde olsa, anne karnında yapılabilen cerrahi seçeneklerinin aileye anlatılması gibi avantajlar sağlamaktadır.

Bu nedenle 11-14. hafta ultrasonografik incelemesi son derece önemlidir.

11-14. haftada yapılan ultrason, ikili testi etkiler mi?

Evet etkiler. Çünkü bu kan testi, yani ikili testte risk hesaplaması bebeğin boyu, ense saydamlığının kalınlığı (NT) ve burun kemiğinin durumuna göre değişmektedir. Bu nedenle ultrasonografik incelemede olabilecek olan yanlış bir ölçüm, testi etkiler ve sonucun yanlış olmasına yol açabilecektir.

Anne kanında fetal DNA testi ( noninvaziv test ) yaptıranlar bu ultrason incelemesini yapmalı mı?

Kesinlikle evet, yapılmalıdır. Çünkü anne kanında fetal DNA testi ile özel bazı kromozom anomalileri hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olunabilir. Ancak ultrason ile görülen diğer bir grup hastalık hakkında bilgi vermemektedir. Bu nedenle eğer bebeğiniz hakkında ayrıntılı bilgi almak istiyorsanız bu incelemeyi yaptırınız.

11-14. hafta detaylı ultrason incelemesi için açlık gerekir mi?

Hayır, tam tersine tok olmanın bazen avantajı bile olabilmektedir.

11-14. hafta detaylı ultrason incelemesi nasıl yapılır?

Normalde üstten yapılan bir ultrasonografik inceleme ile bu işlem tamamlanabilir. Ancak bazen üstten bazı görüntüleri elde etmek çok zor olmakta ve vajinal ultrasonografi ile değerlendirme tamamlanmaktadır.

Bu nedenle doktorunuz sizden alttan ultrason yapılmasının gerekli olduğunu söyler ise lütfen bu muayeneye izin verin. Bu sayede bebeğinizin incelemesi tam olarak yapılabilecektir.

11-14. hafta detaylı ultrason incelemesi ne kadar sürer?

Normalde, bu inceleme 30 dakika ile 45 dakika sürebilmektedir. Daha kısa veya daha uzun olması çok olası değildir.

Detaylı ultrason incelemesi tekrar yapılır mı?

Evet yapılabilir. Ultrason incelemesi bebeğe zararı olmadığı kanıtlanmış bir inceleme şeklidir. Bu nedenle tekrar yapılabilir.

11-14 hafta ultrasonografik incelemesi bebeğin cinsiyetini kesin söyler mi?

Hayır, özellikle bu haftada bebeğin cinsiyetinin kesinleştirilmesi çok yanlış olabilir. Bu nedenle bebeğinizin cinsiyetinin kesin olarak belirlenmesi için 4. Aydan  sonra yapılan ultrasonografi mümkün olmaktadır.

12. haftada detaylı ultrason başka hangi konular hakkında bilgi verebilir?

Anne adayının gebeliğin 11-14 hafta arasında görülmesi ( ortalama 12. gebelik haftası ) sadece bebeğin incelemesi değildir. Anne ve bebeğin ileri hastalardaki olası hastalıkları hakkında bilgi sahibi olunabilir. Tecrübeli Perinatoloji uzmanı bazı ipuçlarını değerlendirebilir. Aşağıdaki hastalıklar hakkında bilgi alınabilir;

  • Gebelik zehirlenmesi ( preeklampsi ) hipertansiyon gelişim riski
  • Erken doğum riski
  • Gelişme geriliği riski
  • Gizli şeker hastalığı

Yukarıda verilen hastalıklar, gebeliğin 12. haftasında yapılan detaylı ultrason incelemesi ile erken dönemde tespit edilebilmektedir.

12. hafta detaylı ultrasondan sonra nasıl bir yol izlenmelidir?

Gebelik takibinde iki kez detaylı ultrason yapılır. İlki 12. haftada yapılır. Bu haftada sorun görülmeyen gebelik, ikinci detaylı ultrason ile 20. haftada tekrar değerlendirilir.

Gebeliğin 18-23. haftaları arasında yapılan ikinci detaylı ultrason incelemesi çok daha farklı bir incelemedir.

düşük, düşüğü önlemenin yolları, önlenebilen düşük nedenleri, riskli gebelik uzmanı istanbul

Düşük nasıl engellenir?

Düşük, yani gebelik kaybı çok farklı nedenlerle meydana gelebilmektedir. Düşük nedenlerini ise anne, baba, bebek ve çevresel etkenler olmak üzere pek çok değişken oluşturabilir.

Gebelik sürecinde gebeliği taşıyan ve doğum gerçekleştiren anne vücudu, gebelik için özel yaratılmıştır. Ancak gebelik sürecinin sağlıklı ilerlemesi için temelde bazı şart ve durumların sağlanmış olması gerekir.

Genel olarak düşük nedenlerini önlenebilen ve önlenemeyen nedenler olarak da ayırabilmek mümkündür.

Önlenemeyen düşük nedenleri nelerdir? 
  • Bebeğin genetik anormallik taşıyor olması ( %50-60 )
 Önlenebilen anne kaynaklı düşük nedenleri nelerdir? 
  • Anne adayının gebelik öncesi kilo ayarlamasının yapılması
  • Anne adayının gebelik öncesi gereken aşılarının yapılması
  • Anne adayının gebelik öncesi kansızlığının düzeltilmiş olması
  • Anne adayının gebelik öncesi vitamin eksikliğinin düzeltilmiş olması
  • Anne adayının gebelik öncesi var olan şeker hastalığının düzeltilmiş olması
  • Anne adayının gebelik öncesi var olan tiroid hastalığının düzeltilmiş olması
  • Anne adayının gebelik öncesi var olan tansiyon hastalığının ve ilacının düzenlenmiş olması
  • Anne adayının epilepsi ( sara ) hastalığının ilaçlarının düzenlenmiş olması
  • Anne adayının çalışma ortamında bulunan riskli durumların düzeltilmiş olması
  • Anne adayının var olan ve gebeliği tehdit eden miyomlarından kurtarılmış olması
  • Anne adayında var olan rahim ağzı yetmezliğinin tedavi edilmiş olması
  • Anne adayında var olan SLE ( lupus ) hastalığının tedavi altına alınmış olması
  • Anne adayında var olan antifosfolipid sendromuna yönelik ilaçların ayarlanmış olması
  • Anne adayının mevcut diş hastalığının gebelik öncesi düzeltilmiş olması
  • Rahimde septum ( perde ) veya T şekilli rahimin düzeltilmiş olması
  • Rahim içi yapışıklığın düzeltilmiş olması
  • Anne adayının hayat düzeninin sağlanmış olması
  • Anne adayının kanaması olması durumunda yeterli tedaviyi almış olması
  • Anne adayının gereken istirahat durumuna geçmiş olması

Görüldüğü gibi düşüklerin büyük kısmı önlenemeyen sınıftadır. Ortalama %50-60 oranında önlenemeyen düşük meydana gelmektedir. Bu nedenle ilk gebelik kaybında, rutin olarak düşen gebeliğin kromozom analizi yapılması rutin değildir. Ancak iki ve daha fazla gebelik kaybı olması durumunda, hem düşen gebeliğinin kromozom incelemesi hem de diğer önlenebilen düşük nedenlerinin araştırılması gerekmektedir.

bebek kalp ultrasonu

Bebek kalp tümörü: Rhabdomyom

Anne karnında bebekte kalp tümörü görülmesi

Anne karnında yapılan ultrason incelemesinde son derece nadir olarak kalp tümörü görülebilmektedir. Anne ve baba adayı için çok önemli bir haber olan kalp tümörü varlığı sonrası yapılması gereken çok sayıda test ve araştırma bulunmaktadır. Bu makalede gerçek bir vaka üzerinden rhabdomyom varlığında gebelik takibi, hastalığın seyri, tuberoz skleroz araştırması, doğum ve sonraki takip hakkında bilgi bulabileceksiniz.

Rhabdomyomun gebelik süreci

Sıklıkla gebeliğin 20-30. haftaları arasında yapılan ultrason incelemesinde bebeğin kalbinde tümör olduğu şeklinde ön tanı ile tanınır. Sonrasında perinatoloji uzmanı muayenesi istenir. Perinatoloji uzmanı muayenesi ve bebek kalp doktoru ekokardiyografik incelemesi ile rhabdomyom ön tanısı konur ve aile bilgilendirilir. Gebelik süresince nadiren kalp yetmezliği ve ritim bozukluğu olarak bebek kaybedilebilir. Bu nedenle sık aralıklarla bebek ultrason incelemesi ile takip edilmelidir.

Detaylı ultrasonda rhabdomyom görülür mü?

Bebeğin 18-23. haftaları arasında yapılan detaylı ultrason incelemesi sırasında sıklıkla görülmez. Çünkü bu tümör genelde 24. haftadan sonra gelişmektedir. Ancak bazen 20. haftada da görülebilir.

Göz atabilirsiniz. Riskli Gebelik Nedir? Riskli Gebelik Uzmanı- Perinatoloji Uzmanı kimdir?

Anne karnında bebek kalbinde tümör olduğunda neler yapılmalı?

Bu durumda aile perinatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmeli, detaylı ultrason tekrar yapılmalı, sonrasında aşağıdaki işlem ve muayeneler aileye önerilmelidir.

  1. Perinatoloji uzmanı takibi
  2. Detaylı ultrason
  3. Genetik uzmanı muayenesi
  4. Tuberoz skleroz hakkında ailenin bilgilendirilmesi
  5. Bebek kalp ultrason ( fetal ekokardiyografi ) yapılması
  6. Kordosentez veya amniyosentez seçeceğinin aileye sunulması
  7. Bebeğe anne karnında MR inceleme yapılmasının önerilmesi
  8. Bebeğin iki hafta ara ile takibe alınması
  9. Anne karnında bebek ölümü nadiren olabilen bir durum olması nedeni ile ailenin ayrıntılı bilgilendirilmesi ve tüm olasılıklara hazırlanılması.
  10. Anne, baba ve bebekte genetik araştırma yapılması
Tuberoz skleroz hakkında ayrıntılı bilgi alınmalı

Maalesef anne karnında bebek kalbinde tümör olduğunun görülmesi durumunda akla tuberoz skleroz gelmektedir. Kalpte görülen tümör varlığında bebekte yüksek oranda görülme olasılığı olan bir hastalıktır. Maalesef genetik aktarımı olan bir hastalıktır ve seyri son derece değişiktir. Bu hastalarda aşağıdaki durumlar gelişebilir;

  • Kalp ritim bozukluğu
  • Kalpte çok sayıda tümör olması
  • Yüzde burun çevresinde cilt renginde sed nodüller
  • Epilepsi ( sara ) hastalığı
  • Beyin böbrek ve karaciğerde tuberoz yapıları
  • Böbrek yetmezliği
  • Değişik seviyede zeka geriliği
  • Ciltte beyaz lekeler veya burun kenarlarında nodüller
Anne karnında tuberoz skleroz tespit edilir mi?

Evet, tespit edilebilir. Bebekten alınacak olan kan örneği ( kordosentez ) veya bebeğin bulunduğu ortamdan alınan sıvı örneği ( amniyosentez )ile bu hastalığın bebekte var olup olmadığı kesinlikle öğrenilebilir. Aileye kesin bir sonuç verilebilir.

Kalpte tümörü olan bebek normal doğar mı?

Kalpte çok sayıda tümörü olan bebeklerde doğum sırasında ritim bozukluğu veya kalp yetmezliği gelişebilir. Bu nedenle sezaryen ile doğmaları ve doğum sonrası yenidoğan uzmanı ve bebek kalp uzmanı tarafından vakit geçirilmeden muayene edilmelidir. Doğum sonrası bebeklerde kalp ritim bozukluğu ve epilepsi ( sara ) nöbeti geçirme oranı yüksektir.

Doğum sonrası rhabdomyom ne olacak?

Doğum sonrası kalpte olan tümörler hızla geriler ve genelde kaybolurlar. Çok nadiren ameliyat gerekli olur. Eğer tuberoz skleroz birlikteliği yok ise bebeğin sonraki hayatında ek herhangi bir risk olma olasılığı son derece düşüktür.

Rhabdomyom’dan sonraki gebelik nasıl olmalı?

Eğer tuberoz skleroz tespit edilen ve kalbinde tümör ile doğan bebeği olan bir aile ile karşı karşıyaysak, öncelikle genetik uzmanı tarafında aile değerlendirilmeli.

  • Anne ve babada genetik eğilimi oluşturacak bozukluk veya akraba evliliği tespit edilmesi durumunda sonraki gebelikte erken haftalarda koryon villus örneklemesi veya amniyosentez ile kesin tanının erken gebelik haftalarında konulması ve aileye terminasyon seçeceğinin sunulması.
  • Bir diğer seçenek ise bu aileye tüp bebek yöntemi ile gebelik elde edilmesi ve bebeğin transferi öncesi genetik araştırma yapılarak hastalığı taşıyıp taşımadığının tespiti sonrası transfer yapılmasıdır.
anne karnında uygulanna tedaviler, istanbul en iyi perinatoloji uzmanı, atasehir perinatolog

Anne Karnında Uygulanan Tedaviler

Anne karnındaki bebeğe doğmadan hangi tedaviler uygulanabilir?

Gelişen tıbbi görüntüleme ve teknik aletler sayesinde, anne karnında bazı durumlara müdahale edilebilmektedir. Aşağıda anne karnında tedavi uygulanabilen bazı durumlar görülmektedir;

  • Bebekte aşırı kansızlık durumunda anne karnında kan nakli
  • Bebekte konjenital adrenal hiperplazi durumda tedavi
  • Bebekte kalpte artimi olması durumunda tedavi
  • İkiz gebelikte ikizlerin birbirinden kan nakli olması durumunda
  • Amniyotik band sendromu ( son derece nadir )
  • Bebekte idrar torbasında tıkanıklık
  • Bebekte yumurtalık kisti
  • Bebekte akciğerde kistik yapı
  • İkiz gebelikte kalbi olmayan bebek olması
  • Üçüz veya daha fazla gebelikte bebek sayısının indirgenmesi
  • Bebeğin boynunda kitle veya kistik yapı olması
  • Aşırı fazla olan sıvının boşaltılması
  • Anomalili bebeğin kalp atışının durdurulması ( selektif fetosid )

Yukarıda anlatılan durumlara bazen anneye verilen ilaçlarla, bazen rahime yerleştirilen özel bir alet ( katater, radyofrekans, lazer, bipolar  koter ) ile bazen anne rahmine girilen özel bir iğne ile yapılabilmektedir. Teknik olarak zor ve tecrübe isteyen bu işlemler, kendi içlerinde bazı riskler barındırmaktadır. İşlem öncesi ailenin yeterince bilgilendirilmesi ve gereken onamlar alındıktan sonra işlem uygulanmalıdır.

Eğer gebeliğinizde bu tarzda bir riskli durum var ise, uzman ekibimizin fikrini almanızı öneririz.

ikiz gebelik, cogul gebelik,

Çoğul Gebelikler

Çoğul gebelik nedir?

Normalde insan rahmi, hayvanlar aleminden farklı olarak iki ayrı tüpten oluşmaz. Kadında bu tüpler birleşiktir, bu nedenle tek bir rahim vardır. Bu tek rahime belirli sayıda bebek sığmaktadır.

Tekil gebeliğe hazır olan rahime iki, üç ve daha çok bebek yerleşebilmektedir. Bu durumlardan en sık görülen ikiz gebeliktir.

Çoğul gebelik çeşitleri nelerdir?

İkiz gebeliklerin en sık görülen tipi çift yumurta ikizliğidir( %80). Ancak tek yumurta ikizliği de gelişebilmektedir.

Yapısı ve durumu gereği son derece özel takip gerektiren durumlardır. İkiz gebeliklerde plasenta yani bebek eşlerinin birbirinden ayrı olması, bebeklerin ayrı keselerde bulunması nispeten iyi bir durumdur.

Ancak tek yumurta ikizliği ile başlayan süreçte, bebeklerin eşleri tek olabilir ( monokoryonik ) veya tek kese içerisinde bebekler bulunabilirler (monoamniyotik) veya birbirine yapışık bebekler olabilirler.

İkiz gebelikler riskli gebelik sınıfına girmektedir. Ancak tek yumurta ikizleri yapısı gereği çok daha riskli bir sınıfta bulunmaktadır.

Tek yumurta ikizleri nedir? Nasıl oluşur?

Tek yumurta ikizliği ( monozigotik ) olan gebelikler, normal oluşan bir bebeğin, gebeliğin belirli günlerinde bilinmeyen bir neden ile bölünmesidir. Bebeğin bölünmesi sonucunda genetik olarak birbirinin aynı bebekler gelişebilir.

Bölünmenin olduğu güne göre ise farklı tipte gebelikler gelişecektir.

Bunlar;

  • İki ayrı kese, iki ayrı plasenta ( diamniyotik dikoryonik )
  • İki ayrı kese, tek plasenta ( diamniyotik, monokoryonik )
  • Tek kese, tek plasenta ( monoamniyotik, monokoryonik )
  • Yapışık ikizlik ( siyam ikizleri, monoamniyotik monokoryonik )
Çift yumurta ikizleri nedir? Nasıl oluşur?

İnsan vücudunda bazı durumların varlığında bir siklusta iki farklı yumurtlama olabilir ve iki ayrı kardeş, bazen aynı anda anne rahmini paylaşırlar.

Bu durumda her zaman iki ayrı kese, iki ayrı bebek eşi gelişir ( diamniyotik dikoryonik gebelik ). Cinsiyetler aynı olabilir veya farklı olabilir. Cinsiyetlerin aynı olması tek yumurta ikizliğini göstermez. Tıpkı bebek eşlerinin ayrı olmasının çift yumurta ikizliğini göstermediği gibi.

İkizlerin gebelik takipleri kim tarafından yapılmalıdır? İkiz gebelik riskli gebelik midir? Neden?

Çoğul gebelikler yapısı ve doğası gereği gebeliğin tüm risklerini iki katı fazla barındıran durumlardır. Bu nedenle riskli gebelik sınıfına girerler ve bu şekilde perinatoloji uzmanlarınca takip edilmektedir. İster tek yumurta ister çift yumurta olsun, en büyük riskleri erken doğum riskidir. Ancak özellikle tek yumurta ikizlerinin sahip olduğu özel riskler vardır.

Bunlar;

  • İkizden ikize kan nakli
  • Bir ikizin kalbinin olmaması
  • İkizlerden birisinin gelişme geriliği olması
  • İkizlerin birinin kalbinin durması
  • İkizlerden birisinin düşmesi
  • İkizlerden birinde anomali olması
  • İkizlerden birisinin suyunun azalması
  • İkizlerden birisinin down sendromu olması’dur.

Bu durumlar daha da artırılabilir. Bu nedenle ikiz gebelikler riskli gebeliklerdir.

İkizlerin doğumu kaçıncı haftada olur? İkiz bebekler normal doğabilir mi?

İkiz gebeliklerin normal gebelikte olan 40 haftası, 38. haftadır. Ancak ikiz gebeliğin tipine göre doğum haftaları giderek daha erken haftalara iner. Zaten sıklıkla erken doğum meydana geldiği unutulmamalıdır. Özellikle tek kesede iki bebek olması durumunda ise gereken önleyici tedavi planlaması sonrası  33-34 haftada gebelik sezaryen ile sonlandırılmalıdır.

kısa gobek kordonu, uzun gobek kordonu, gobek kordonu, istanbul en iyi kadın dogum uzmanı, atasehir perinatolog

Göbek Kordonu Sorunları

Göbek kordonu nedir? Göbek kordonu ne işe yarar?

Göbek kordonu denilen yapı anne karnındaki fetüsün gelişebilmesinin ve beslenmesinin olmazsa olmazıdır. Gebe kalındıktan sonra plasenta ve göbek kordonundan oluşan destek sistemi aracılığıyla fetüs yani bebek gereken oksijeni ve besini kordondan alarak sağlıklı bir şekilde gelişimini ve büyümesini sürdürür. Doğum öncesi süreçte rutin şekilde yapılan gebelik takiplerinde ultrason görüntülemeleriyle kordonun varlığı görülür. Ancak bu görüntülemeler kordonun uzunluğu hakkında bilgi vermez. Kordon uzunluğu genellikle ve ortalama olarak 50-60 santim uzunluğunda olmaktadır. Bazı durumlarda bu mesafe kısalabilir ya da uzayabilir. Her durumda bebeğimiz için farklı riskleri beraberinde getirebilmektedir.

Kısa göbek kordonu nedir? 

Bebeğin göbek kordonu 30 santimin altında olduğu durumlar tıbbi olarak “kısa kordon” olarak adlandırılır. Kısa kordonu olan bebeklerin doğumu sırasında kalp atışlarında düşüklük yaşanabilir. Çünkü bebek doğmak isteyecektir, plasenta dediğimiz bebeğin eşi de rahmin tam tepesinde bulunuyorsa 30 santimlik mesafeyi aşıldığı an bebeğin kalp atışları etkilenmeye ve azalmaya başlar. Burada belirleyici olan plasentanın konumudur. Plasenta rahmin tepesine değil de aşağısına yerleşmişse bebek doğarken 30 santimi aşmaz ve doğumda bebeğin kalp atışları etkilenmez. Dikkatle takip edilmesi ve gerekiyorsa acil sezaryene başvurulması gereken bir durumdur. Ancak kısa kordon bebek için bir sorun olabileceği gibi anne için de ciddi sorun olabilmektedir. Kısa kordondan dolayı “uterin inversiyon” yani rahmin içinin dışına çıkma riski yaşanabilir. Son derece nadir ve tehlikeli sonuçları olabilir. Anne rahminin vajenden dışarıya çıkmasını tetikleyebilecek bir durumdur.

Uzun göbek kordonu nedir?

Ortalamanın üzerindeki göbek kordonu yani 50-60 santimden uzun olan göbek kordonu “uzun kordon” olarak adlandırılır. Bu durumda kordon dolanması sık yaşadığımız bir durumdur ancak toplum arasında bilinenin aksine kordon dolanması sezaryen nedeni değildir. Ancak kordonun sadece bebeğin boynuna değil, ellerine, ayaklarına çok fazla dolanabildiği durumlarda ters hareket neticesinde bebeklerimizin hayati riski ortaya çıkabilir. Yine uzun kordonda düğümlerde ortaya çıkabilmektedir.

plasenta previa, bebek esinin hastalıkları, bebek esinin yapışması

Bebek eşi- Plasenta Sorunları

Bebek eşi (plasenta) nedir? Bebek eşi hamilelikte hangi sorunlara neden olur?

Plasenta veya bebek eşi, anne ile bebek arasında tampon görevi gören, son derece önemli bir yapıdır. Bu yapının halen tüm özellikleri ve fonksiyonları tam olarak bilinmemektedir. Ancak gebeliğin sağlıkla gelişmesi ve bebeğin dış ortamdan korunması için son derece önemlidir. Plasenta ( bebek eşi ) bazı hastalıkları barındırabilir. Bu hastalıkları sıralayacak olursak;

  • Bebek eşinde kireçlenme ( kalsifikasyon) veya yaşlanma
  • Bebek eşinin tam gelişmemesi
  • Bebek eşinin doğum kanalını kapaması ( plasenta Previa )
  • Bebek eşinin doğumdan önce ayrılması ( plasenta dekolmanı )
  • Bebek eşinde kanama olması ( subkoryonik hematom )
  • Bebek eşinde apse olması
  • Bebek eşinin enfeksiyonu ( villitis / koryoamniyonit )
  • Bebek eşinin parçalara ayrılması ( bilobata )
  • Bebek eşinde şekil bozukluğu ( circumvallat plasenta / aksesuar lob )
  • Bebek eşinin rahim duvarına yapışması ( plasenta acreata, increata, percreata )
  • Bebek eşinde kist olması

Tüm bu durumlarda hem bebek hem de anne hayati tehlikeye sokabilecek durumlar gelişebilir. Dolayısı ile riskli gebelik sınıfına girmektedirler. Riskli gebelik uzmanı tarafından takip edilmelidirler.

Plasenta Previa nedir?

Bebek eşinin ( plasenta ) doğum kanalının önünde gelmesi olarak tanımlanan duruma Plasenta Previa denir. Plasenta doğum kanalını yarım veya tam kapatabilir. Her iki durumda anne ve bebek için son derece tehlikesi bir süreci barındırmaktadır. Aşağı yerleşimli plasenta ise, doğum kanalına yakın sonlanan bebek eşi varlığında kullanılan tabirdir. Diğerleri kadar olmasa da bu durumda gebelikte doğumda kanamaya neden olabilir.

Plasenta Previa olanlar nelere dikkat etmeli?

Plasenta Previa hem kendisi hem de yanında olabilen yapışma bozukluğu nedeni ile hayati riske sokabilecek ciddiyette kanama riskine sahiptir. Gebelikte bu tanı konulduktan sonra anne adayının takibi ve önerileri diğer annelerden farklıdır. Her an kanama riski ile gebelik sürecini takip etmek, hem anne hem de hekim için son derece riskli bir süreçtir.

Plasenta Previa tedavisi nasıl uygulanır?

Bebeğin eşinin önde gelmesi durumunda bazı riskli durumlar beraberinde gelişebilmektedir. Bu durumlarda anne, baba ve bebeğin hazırlanması gebelik sürecinin en önemli noktasıdır. Yaşanabilecek riskli durumlar;

  • Erken doğum
  • Anne adayında kanama
  • Anne rahminin doğum sonrası alınması
  • Anne adayının rahminin yırtılması
  • Acil kanama ve doğum olasılığıdır.

Anne adayında meydana gelebilecek bir kanama ile başlayan riskli süreçte, öncelikle sezaryen ile gebelik sonlandırılır. Sonrasında rahim detaylı incelenir ve kanama noktaları özel dikiş teknikleri ile kapatılmaya çalışılır. Sıklıkla bu aşamada kanama durdurulur. Ancak kanama durmaz ise diğer teknik müdahalelere geçilir. Anne rahmine balon konulması, rahim damarları ve ana atar damarların bağlanması, rahimin alınması gibi bir sürece her an girilebilir. Bu süreçte anne adayına kan nakli yapılması sıklıkla gerekli olmaktadır.

kan uyuşmazlığı, gebelikte kan uyuşmazlığı, kan uyuşmazlığı iğnesi, istanbul en iyi kadın doğum uzmanı, ataşehir perinatolog

Gebelikte Kan Uyuşmazlığı

Gebelikte kan uyuşmazlığı nedir?

Gebelikte kan uyuşmazlığı anne ile bebeğin taşıdığı kan gruplarının farklı olmasını ifade eder. Kan uyuşmazlığı ana kan gruplarında olabileceği gibi, alt grup olan Rh antijeninde de olabilir. Ana kan grubu uyuşmazlığı, doğumdan sonra kendisini gösterir ve doğan bebekte sarılığa neden olabilir. Sorun sadece doğan bebek için olur, uzamış sarılığa yol açabilir ve sonraki gebeliği etkilemez. Ancak Rh antijeninde uyuşmazlık olması durumunda hastalığın doğası nedeni ile sonraki gebelikleri tehlikeye sokan bir süreç başlayabilir.

Aşağıda kan grupları verilen anne ve baba adaylarının evlenmeleri sonucunda RH uygunsuzluğu gelişebilir;

Anne adayı;

  • 0 RH ( negatif )
  • A RH ( negatif )
  • B RH ( negatif )
  • AB RH ( negatif )

Baba adayı:

  • 0 RH ( pozitif )
  • A RH ( pozitif )
  • B RH ( pozitif )
  • AB RH ( pozitif )

Anne ve baba adayının kan grupları yukarıda verilenlerden bir çift olur ise, gebelikte kan uyuşmazlığı gelişecektir. Ancak alınacak olan önlemlerle bu riskler ortadan kaldırılabilir.

Gebelikte kan uyuşmazlığı nasıl gelişir?

Rh uygunsuzluğu, Rh negatif bir kadının Rh pozitif bir kan ile karşılaşması sonucunda gerçekleşen bir durumdur. Anne adayının Rh uygunsuzluğu hastalığından etkilenmesi durumunda sıklıkla aşağıdaki sonuçlar yaşanabilir;

  • Doğum ( normal veya sezaryen ile doğum )
  • Kürtaj
  • Düşük
  • Gebelikte kanama
  • Yanlış kan nakli
  • Dış gebelik
  • Erken doğum
  • Anne anne teorisi

Uyuşmazlığın gerçekleşmesi için ciddi miktarda kanın anne kan dolaşımına girmesi gerekmektedir. Bu nedenle uyuşmazlığın en sık nedeni doğumda meydana gelen kanamadır. Ancak diğer durumlarda da anne adayı Rh açısından immünize olabilir.

Gebelikte kan uyuşmazlığı önceden bilinebilir mi?

Her anne ve baba adayının gebelik öncesi yapılan detaylı muayenesinde kan grupları ve Rh uygunsuzluğu olup olmadığı araştırılır. Ek olarak gerekir ise ek kan testi yapılarak kan uyuşmazlığı testi yapılabilir.

Gebelikte kan uyuşmazlığı belirtileri nelerdir?

Kan uyuşmazlığı, eğer gereken önlem alınmamış ise, ikinci gebelikte Rh pozitif bebeği etkileyecektir. Bu durumda ikinci gebelikte bebeğe, anneden geçen antikorlar kan hücrelerinin parçalanmasına neden olur. Bu durumda bebekte kansızlık gelişir ve tedavi edilmez ise kalp yetmezliğinden kaybedilebilirler. Bu nedenle gebeliğin başlangıcında bu durumun tespit edilmesi ve sonrasında gereken tedavinin verilmesi gerekmektedir.

Gebelikte kan uyuşmazlığı tedavisi nasıl yapılır?

Kan uyuşmazlığı durumunda, anne adayına bazı kan testleri yapılır. Bu testlerden en önemlisi indirekt Coombs denilen testtir. Bu test sonucuna göre gebelik takibi değişecek ve tedavi gerekebilecektir. Bu durumu örnek vererek anlatalım;

İlk gebelikte Rh negatif anne adayı, Rh pozitif baba adayı varlığında ve gebeliğin başından beri kanama şikayeti olmayan anne adayına gebeliğin 12. haftasında hücre dışı DNA testi ile bebeğinin Rh durumu öğrenilir. Bebeğin kan grubu Rh negatif çıkar ise bu gebelikte herhangi bir uyuşmazlık sorunu olmayacağını aile ve hekim öğrenir. Bebeğin kan grubu Rh pozitif çıkar ise, bu gebelikte herhangi bir kanama olması durumunda anne adayına kan uyuşmazlığı iğnesi yapılır. Doğum sonrası ilk 72 saatte bebek kan grubu ve Rh kontrolü yapılır. Bebek Rh negatif ise, ek tedaviye gerek yoktur. Bebek Rh pozitif doğar ise anne adayına kan uyuşmazlık iğnesi yapılmalıdır.

Kan uyuşmazlığı iğnesi nasıl yapılır?

Kan uyuşmazlık iğnesi, antikor barındıran özel bir ilaçtır. Anne adayına kas içerisine enjekte edilerek verilir. Ciddi bir yan etki beklenmeyen koruyucu bir tedavidir.

Kan uyuşmazlığı iğnesi ne zaman yapılır?

Rh uygunsuzluğu olan ailede aşağıdaki durumlarda kan uyuşmazlık iğnesi yapılabilir;

  • Gebelikte herhangi bir haftada kanama olması durumunda
  • Gebelikte kanama olmasa bile gebeliğin 28. Haftasında ( bu haftada uygulama bazı ülkelerde yapılmamaktadır )
  • Doğum sonrası bebek kan grubuna göre
  • Kürtaj veya düşük sonrası
  • Kontrolsüz kan nakli sonrası
  • Anne adayına ebelikte herhangi bir travma olması veya düşmesi durumunda

Görüldüğü gibi gebelikte herhangi bir kanama olması durumunda bu önleyici tedavinin uygulanması gerekmektedir.

bebekte gelisim geriliği, fetal gelişim geriliği, asimetrik gelisim geriliği, simetrik gelişim geriliği, istanbul en iyi kadın dogum uzmanı, oktay kaymak, atasehir perinatolog

Fetal Gelişme Geriliği

Anne karnında gelişme geriliği (fetal gelişme geriliği) nedir?

Bebeğin anne karnında gelişimi bazı nedenlerle etkilenebilir ve gelişim sınırlılığı veya gerilik denilen durum ortaya çıkar. Anne adayı “gelişim geriliği” kelimesini duyunca çok üzülür ve etkilenir. Bu yazıda bazı durumlarda üzülmeye gerek olmadığı gibi bazı durumlarda ek araştırmalar yapılması gerektiğini anlatacağız.

Anne karnında iki tür gelişme geriliği vardır;

  • Simetrik gelişme geriliği
  • Asimetrik gelişme geriliği
Simetrik gelişme geriliği

Simetrik gelişme geriliği gebeliğin ilk 6 ayında ortaya çıkar, bebeğin vücut ölçüleri total olarak geri kalır. Yani bebeğin baş çevresi, karın çevresi ve ayak kemikleri dahil tüm yapıları gelişimini yavaşlatır. Bu duruma simetrik gelişme geriliği denir. Oluşma nedenleri arasında çok sayıda olumsuz durum vardır. Bu nedenle aileye yeterli bilgi verebilmek için ek test ve incelemeler yapmak gerekir.

Bu test ve incelemeler;

  • Amniyosentez ve mikroarray incelemesi
  • Detaylı ultrason incelemesi
  • Bebek kalp ultrason incelemesi
  • Anne ve baba adayının genetik incelemesi
  • Bebekte enfeksiyon araştırması
  • Bebekte bu duruma yol açabilecek ilaç veya kimyasala maruziyet araştırması‘dır.

Tüm bu incelemeler aileye anlatılmalı ve karar aileye bırakılmalıdır. Anne ve baba adayının bu testler sonucunda tüm hastalıkları bulamayacağımızı bilmesi gerekmektedir. Çünkü amniyosentez veya diğer araştırmalar, henüz tüm hastalıkları veya olasılıkları göstermemektedir. Bu nedenle ailenin yeterince bilgilenmesi ve ailenin kararı ile takibe yön verilmesi gereklidir. Görüldüğü gibi, riskli gebelik sınıfında olan bu gebelikler, ayrıntılı inceleme ve yeterince zaman ayırmaya ihtiyaç duymaktadır.

Asimetrik gelişme geriliği

Asimetrik gelişme geriliği sıklıkla gebeliğin 28. haftasından sonra ortaya çıkmaktadır. Bebeğin beyin gelişimi devam ederken, karın çevresi gelişimi duracaktır. Bu nedenle bebekte asimetrik bir büyüme ortaya çıkar. Aynı zamanda bu gebeliklerde bebeğin suyunda azalma gözlenecektir. Gebeliğin ileri haftalarında ortaya çıkan bu durumun nedeni sıklıkla bulunamaz. Ancak bebeğin eşi denilen plasentanın yeterince gelişmemesi en sık saptanan durumdur. Yine de asitmerik gelişme geriliği nedenlerini sıralayacak olursak;

  • Plasenta yetmezliği
  • Preeklampsi ( gebelik zehirlenmesi )
  • Genetik yatkınlık
  • Anne adayının zayıf doğmuş olması
  • Kız bebek
  • Gebelikte yeterince kilo alınmaması’dır.

Bebeğin gelişimini aksatması ve suyunun azalması bir süre sonra bebeğin kan dolaşımını etkileyecek ve bebeğin eşinde kalsifikasyon ( kireçlenme ) görülecektir. Bu türden gebelikler yakın takip edilmesi gereken riskli gebeliklerdir. Doğum zamanlaması, bebeğin doğuma hazırlanması, sık aralıklarla NST çekilmesi, anne adayının doğuma hazırlanması ve son noktada doğum gününün belirlenmesi gerekebilecektir. Bu gebeliklerin takibinin riskli gebelik uzmanı- perinatolog tarafından yapılması ve yine doğumun riskli gebelik uzmanı tarafından yapılması çok daha sağlıklı olacaktır. Çünkü bu bebekler normal doğum sırasında kalp atışlarını bozabilirler ve kan dolaşımında oksijenlerini azaltabilirler. Oksijen düzeyinin azalması ise bebek beyninde geri dönüşümü olmayan hasarlara neden olabilecektir. Bu nedenle acil sezaryen gerekebilir.

Anne karnında bebekte gelişme geriliği (fetal gelişme geriliği) nasıl anlaşılır?

Bebek gelişimi, ultrason incelemesi ile saptanabilmektedir. Ultrason incelemesi sırasında bebeğin kafa çapı kafa çevresi, karın çevresi, ayak kemikleri, bebeğin suyu ve bebek bağı kan akımları ölçülerek belirlenmektedir. Bu ölçümler sonucunda ultrason cihazı, tahmini bebek ağırlığı verecektir. Bebek ağırlığının, bebeğin olduğu gebelik haftasına göre kabul edilebilir aralıkta olması gerekmektedir.

Gebelikte gelişme geriliği ne zaman riskli hale gelir?

Bebeğin gelişimi sırasında, vücut yapılarının orantılı küçük olması durumunda ciddi durumlardan bahsedilirken, bebeğin sadece karın çevresinin geri kalması çok daha masum kabul edilebilir. Ancak her iki durumda da bebeğin suyunun takibi ve kan akımlarının ölçülmesi çok önemlidir. Bebeğin beyin gelişiminin devam ettiğinin tespiti ve kan akımının yeterliliğinin devam ettiğini tespit etmek önemlidir. Çünkü bu türden riskli durumlarda, doğum kararı vermek gerekebilir. Doğum kararında geç kalınması bebek kaybını veya özrünü beraberinde getirebilir. Riskli gebelik sınıfında olan bu hastaların yakın takip ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Ek olarak bu bebeklerin doğum sonrası ilk 28 gün takibinin de yeterince yapılması gerekmektedir.

Ultrasonda gelişme geriliği yanlış teşhis edilir mi?

Evet, bazı durumlarda bebeğin uzuvları yanlış ölçülebilir. Yanlış ölçümün çok sayıda nedeni bulunmaktadır. Ultrason cihazının ayarlarının bozuk olması, bebeğin pozisyonunun uygun olmaması ve hekimin gebelik takibinde tecrübesizliği neden olabilmektedir. Bu nedenle bebekte gelişme geriliği olan durumda, hemen detaylı ultrason incelemesi ile kontrol edilmesi hem anne hem de bebek sağlığı için doğru olacaktır.

gebelikte kanama, gebelikte kanama ne demektir, istanbul en iyi kadın dogum uzmanı, oktay kaymak, atasehir perinatolog

Kanama

Gebelikte kanama neden olur?

Kanama gebeliğin hiç bir döneminde kabul edilebilir değildir. Ancak kanamalar bazı özelliklere göre sınıflandırılabilir ve anne adayı konu hakkında bilgilendirilmelidir. Kanama gebeliğin erken haftalarında düşük ile ilişkilendirilebilirken gebeliğin ileri haftalarında rahim ağzında bulunan bir yaradan, polipten veya bebeğin eşinden kaynaklanabilir. Ek olarak kanama miktarı ve rengi de değerlendirilmede son derece önemlidir.

Gebelik haftalarına göre kanamalar ve nedenleri;

20. gebelik haftasından önce olan kanamalar;

  • Düşük riski
  • Rahim ağzı yetmezliği
  • Rahim ağzında yara olması
  • Rahim ağzında polip olması
  • Bebeğin eşinin önde gelmesi ( plasenta previa )
  • Bebeğin bulunduğu ortamda enfeksiyon olması ( koryoamniyonit )
  • Bebeğin eşinin yerinden ayrılması ( plasenta dekolmanı ) ile ilişkili olabilir.

20-36. gebelik haftasında olan kanamalar;

  • Erken doğum riski
  • Rahim ağzında yara olması
  • Rahim ağzında polip olması
  • Bebeğin eşinin önde gelmesi ( plasenta previa )
  • Bebeğin bulunduğu ortamda enfeksiyon olması ( koryoamniyonit )
  • Bebeğin eşinin yerinden ayrılması ( plasenta dekolmanı ) ile ilişkili olabilir.

Gebelikte kanama hangi durumlarda ve nasıl gerçekleşirse tehlikelidir?

Her kanama anne ve bebek için risklidir. Ancak özellikle anne hayatını ciddi tehlikeye sokan durumlar aşağıda sıralanmıştır;

  • Bebeğin eşinin önde gelmesi ( plasenta previa )
  • Bebeğin eşinin yerinden ayrılması ( plasenta dekolmanı )
  • Bebeğin eşinin rahim duvarına yapışık olması ( plasenta acreata )

Bu tür durumlar aslında gebelikte yapılan detaylı ultrason incelemesi ile tespit edilebilmektedir. Ancak bebeğin eşinin doğumdan önce ayrılması yani plasenta dekolmanı maalesef ultrason veya muayene ile tespit edilememektedir. Kanama bu durumlarda şiddetlidir ve hızla müdahale edilerek anne hayatı korumaya alınmalıdır. Hızla ameliyat yapılmalı ve kan nakline geçilmelidir.

Gebelikte her kanama düşük müdür?

Gebelikte kanama her zaman hem anne hem de doktoru tedirgin eder. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında kanama olması düşük riskini artırır. Ancak her kanama rahimden gelmemektedir. Rahim ağzı ve vajenden de gelebilmektedir. Bu nedenle detaylı ultrason ve vajinal muayene yapılmalıdır. Kanamanın yeri bulunur ve buna göre anne adayına tedavi verilir.

Gebelikte kanama hangi haftada geçer?

Gebeliğin ilk üç ayında meydana gelen kanama, sıklıkla 10-11. haftalarda ya biter ya da gebeliğin düşmesine neden olur. Yeterli ve gerekli tedavi verilen hastalar yakın takip edilmeli ve anne adayı yeterince bilgilendirilmelidir. Plasenta Previa olan hastalarda kanama gebeliklerin 7-8 ayılarında başlar ve neredeyse doğum bitene kadar devam eder.

Gebelikte kanama olan kadınlar neye dikkat etmelidir?

Gebeliğinde kanama olan anne adayının, öncelikle dikkatlice muayene edilmesi gerekir. Sonrasında kanama hakkında bilgilendirilmesi, kanama nedeninin bulunması, gereken ilaçlara başlanması, yatak istirahati, stresin azaltılması ve ek psikolojik destek gibi yöntemlerle anne adayına destek olunmalıdır. Anne adayının istirahati her zaman rahmi dinlendirecektir.

Femera Hakkında

İstanbul Ataşehir’de konumlanan Femera Klinik olarak amacımız ihtiyaç duyduğunuz kadına dair tüm sağlık sorunlarında yanınızda olmak.

Çalışma Saatleri

Pazartesi - Cuma: 10.00 - 18.00Cumartesi: 10.00 - 15.00 Pazar: Kapalı

İletişim

Telefon: 0216 759 06 75Barbaros Mah. Ardıç Sk. Varyap Meridian Sitesi 4 Katlı Plazalar Kısmı G2 Blok K:3 D:17İletişime Geç
Frame 23
Whatsapp Destek
Sorunuz mu var? Bize yazabilirsiniz.